Genel

Zafere Selam; Çanakkale Boğaz Muharebeleri

“Gittiler, geçemediler, geçemeyecekler…”
Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Tümgeneral Cevat Paşa

Çanakkale cephesi, Osmanlı Devleti açısından Birinci Dünya Savaşı‘nın en önemli cephelerinden biriydi. Dönemin askerî stratejistleri, Çanakkale’nin geçilmesi durumunda savaşın seyrinin değişeceğini, İngiliz ve Fransızların Batı cephesinde faydalanmak üzere Rusya’nın insan gücünden yararlanacağı, Osmanlı Devleti‘nin 462 yıllık başkenti İstanbul’un işgal edileceği ve bu vesile ile Cihan Harbi’nin erken sonuçlanacağı görüşündeydiler. Eğer Çanakkale geçilseydi, belki de İngilizler ele geçirdikten sonra İstanbul’u Yunanistan’a teslim edecekti. Zira I. Dünya Savaşı başladığında, Yunanistan, Ege denizindeki güvenliği sağlamak, Osmanlı Devleti’ni kendi sınırlarından tamamen uzaklaştırmak amacıyla amacıyla İngiltere’ye, Çanakkale üzerinden İstanbul merkezli bir cephe açılması önerisinde bulunmuştu. (19 Ağustos 1914) Yunanistan, cephe açılması durumunda tüm Yunan Genelkurmayı’nın ve kuvvetlerinin İngiliz Komutanlığı’na bağlanacağını da vaat etmişti. Ancak İngilizler, Yunanistan’ın bu teklifini, Osmanlı’nın harbe çabuk girmesini sağlayacağını düşünerek bu öneriyi başta kabul etmediler.

Çanakkale’ye cephe açılmasını isteyen bir diğer devlet de Çarlık Rusya‘ydı. Çanakkale cephesi açılır ve muvaffakiyet kazanırsa, Rusya itilaf devletlerine Bulgaristan’ın kendi yanlarında savaşa gireceği garantisini veriyordu. Osmanlı başkentinin düşmesi ve Osmanlı’nın savaştan çekilmesiyle, Bulgaristan’ın da İtilaf devletlerinin yanında yer alması Almanya’yı sıkıştıracak ve teslim olmaya sevk edecekti. Bununla birlikte Sergey Dmitriyeviç Sazonov‘un “Rus Devlet Arşivi Gizli Belgeleri”ne yansıyan raporlarında, Rus Dışişleri’nin müttefiklere müracaat ederek İstanbul, Boğaziçi, Marmara Denizi ve Çanakakle Boğazı’nın batı kıyılarına müteakip Midye-Enez hattının Rusya’ya bırakılmasını istiyordu. Buna karşın Sazanov, Rusya’nın müttefiklerin Osmanlı Devleti’nin diğer topraklarındaki emellerini anlayışla karşılayacağını taahhüt ediyordu. İngilizlerin İran, Filistin ve Arap yarımadasındaki faaliyetlerini gerçekleştirebilmesi için Rusların onayına ihtiyacı vardı.

Bunun dışında, Mareşal Alfred von Schlieffen tarafından 1905 yılında hazırlanan ve 1914’te Alman Genelkurmayı tarafından uygulanan, Fransa’nın 6 haftada teslim alınacağını öngören Schlieffen Planı, Almanların Eylül 1914‘teki Marne Meydan Muharebesi‘nde Fransız-İngiliz birliklerine yenilmesiyle bu stratejinin artık gerçekleşme olasılığının kalmadığı düşünülüyordu. Bunun üzerine Almanya, savaştaki yükünü hafifletmek, itilaf güçlerine karşı kendi yanında savaşacak güçlü bir ordu arayışına girdi. (Sarıkamış ve Süveyş Kanalı harekâtları, Almanların bu arayışları neticesinde Osmanlı Genelkurmayı’na yaptırılmıştı. Sarıkamış, askerî açıdan felaket olarak adlandırılsa da Rus ordusu fena halde hırpalanmıştı. Rusların taarruz gücü bir süreliğine de olsa durdurulmuştu. Rusya da Osmanlı’nın taarruzu karşısında Fransa ve İngiltere’ye, başkent İstanbul’u tehdit edecek şekilde boğazlara karşı bir harekât yapmaları konusunda baskı yaptı. İngiltere de Süveyşt’teki taarruzlardan rahatsızdı. Zira Hindistan’daki sömürgelerinin tehlikeye düşme riski Londra’daki savaş bakanlığını tedirgin ediyordu.)

Almanya da Osmanlı coğrafyasındaki Müslümanlardan faydalanmak, (Fransa ve İngiltere’nin sömürgelerinin büyük çoğunluğu Müslüman toplumlardan oluşuyordu) savaşı geniş cepheye yayarak sıkıştığı Batı cephesindeki yükünü azaltmak, padişahın Cihad-ı Ekber‘i ile Müslümanları İtilaf güçlerine karşı ayaklandırmak, Romanya, Bulgaristan gibi bağımsız devletleri Rusya’nın yanında değil de kendi yanında savaşa sokmak amacıyla Osmanlı’nın savaşa girmesini istiyordu. Ancak en önemli sebep sıkıştığı Batı Cephesi’ydi.

Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Albay Cevat (Orgeneral Cevat Çobanlı). soldan sağa: ön sıra: 1- Rıfat Bey, 2- Hukuk Müşaviri Nail Bey, 3- İstihkam Subayı Efnert, 4-* 2. Şube Müdürü Avni Bey, 6- Kurmay Başkan BUrhaneddin Bey, 7-Baştabip, 8- Topçu Kumandanı Alman Şreker, 9- 1. Şube Müdürü Yüzbaşı Tevfik Bıyıklıoğlu, 10- Emir Subayı Sinan; arkada soldan: 1- Doktor, 2- Kurmay Yüzbaşı Fikri Bey, 3- Alman Subayı, 4- İstihkam Subayı İsmail Ragıp, 5- Dişçi Leon, 6- 6- Harita Tuğgeneral Haşim Niş

Boğaz savunması

Osmanlı Genelkurmayı, İngiliz ve müttefiklerinin Çanakkale’ye karşı er ya da geç bir harekât yapacağını ön görüyordu. Bu yüzden de Büyük Harp’in başlangıç tarihinden 1 ay sonra Ağustos 1914’te Çanakkale Boğazı’nın savunulması için tabyalar tahkim edilmiş, yeni batarya ve toplarla mevziler güçlendirilmişti. Ağustos 1914’te boğaz savunması için büyük çaplı 24 top varken bu sayı Şubat 1915’te 64’e çıkarılmıştı.

Bunun dışında Boğaz’a mayınlar döşenerek Şubat 1915’e kadar 10 sıra 300’den fazla mayın dökülmüştü. Bu mayınların İngiliz mayın arama-tarama gemilerince fark edilmemesi ve korunması için de seyyar ve sabit obüs batarya düzenenekleri oluşturuldu. Gece yapılacak olan mayın tarama faaliyetlerinin engellenmesi için de kıyıların birçok noktasına projektörler yerleştirildi.

Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı’na da Tümgeneral Cevat Paşa (Çobanlı) atandı.

Churchill’den “Çanakkaleye cephe açılmalı” önerisi

Kasım 1914’e gelindiğinde de Birleşik Krallık Bahriye Nazırı Winston Churchill ve İngiliz Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Amiral John Fisher‘ın girişimiyle, Mısır’daki Osmanlı kuvvetlerinin Süveyş üzerinden olası bir taarruzlarını engellemek amacıyla Çanakkale’ye yeni bir cephe açılması önerildi. İngiltere Harp Kabinesi, harekâta henüz  gerek olmadığını belirterek, teklifi kabul etmedi.

Birleşik Krallık Deniz Bakanı Winston Churchill

Osmanlı donanmasının 29 Ekim 1914′te Rus limanlarını bombalamasından sonra 1 Kasım 1914‘te Rus kuvvetleri Doğu Anadolu’dan saldırıya geçti. Rusya’nın saldırılarını 3 Kasım 1914’te İngiltere ve Fransa’ya bağlı donanma unsurlarının Çanakkale’nin stratejik tabyalarını topa tutması takip etti.

Inflexible, Bouvet gibi dönemin en büyük muharebe gemilerinin de içinde bulunduğu 28 parçadan teşkilli filo, 3 Kasım 1914 sabahı saat 06:50’de, boğazın ‘methal bataryaları’ olarak da bilinen Ertuğrul, Orhanize, Seddülbahir ve Kumkale bataryaları ateş altına alındı. 17 dakika süren bombardımanda Seddülbahir tabyasının cephaneliği isabet aldı. Yaşanan patlamada 5 subay ile 81 er şehit oldu. Bataryadaki tahribatlar birkaç gün içinde tamir edildi. (İngilizler harekâttan iki gün sonra Osmanlı’ya resmi olarak savaş ilan edecekti. -5 Kasım 1914-)

Carden planı

Ocak 1915’te savaş Batı’da mevzi/siper muharebelerine dönmüştü. İngiliz Savaş Kabinesi de Avrupa’da sıkışan savaşı yaymak veya yönünü değiştirmek düşüncesindeydi.

İngiltere, büyük gizlilik ile yürüttüğü harekât planında ilk olarak donanma kuvvetleriyle Çanakkale üzerinden Marmara’ya geçilmesine karar verdi. Donanma başarılı şekilde geçmeyi başarırsa arkadan gelecek kara unsurlarıyla da Çanakkale ve İstanbul’un işgali tamamlanacaktı. Harekât planı Ocak 1915’te Amiral Sir Sackville Carden tarafından  hazırlanmıştı.

3 Mart 1915’te, Churchill’e gönderdiği telgrafta, “Mart ortasında kahvelerimizi İstanbul’da yudumlayacağız” vaadini veren ancak stres, sinir ve yorgunluk bahanesiyle 17 Mart’ta görevinden çekilen Amiral Sackville Carden. Trajediyle sonuçlanan planının son perdesini göremeyecekti

Plana göre harekâtın başlangıç zamanı da İngiliz gemilerinin Marmara’ya girişinin 108. yıl dönümünün tarihine denk gelen 19 Şubat 1915 olarak belirlenmişti.

İngiltere, Fransa ile birlikte Çanakkale’ye 16 ana muharebe gemisi, 6 muhrip, 14 mayın arama tarama gemisi ve bir de uçak gemisi olmak üzere toplamda 37 parçalık donanma kuvveti meydana getirmişti. Ayrıca dört hafif kruvazör, 16 muhrip, beşi İngiliz ikisi Fransız olmak üzere 7 denizaltı ve bir uçak gemisini de ihtiyatta bulundurulacaktı.

19 Şubat (1915) bombadırmanı

İngiltere, Çanakkale’de Müstahkem Mevki topçu bataryalarını susturmak amacıyla 19 Şubat 1915‘te Çanakkale’ye ilk saldırıyı gerçekleştirdi. Harekâta katılan 7 muharabe gemisi, Ertuğrul, Seddülbahir, Kumkale ve Orhaniye bataryalarını ateş altına aldı. İngiliz zırhlıları, Osmanlı topçu bataryalarının menzili dışından ateş ediyordu. Osmanlı kurmayları sabırla İngilizlerin top menziline girmelerini bekledi. Ancak İngilizler kıyıya yanaşmadan sabah 09.30’da başladıkları bombardımana 17:30’a kadar devam ettiler.

Saat 12’den sonra İngiliz ve Fransız zırhlıları kıyıya biraz daha yaklaşarak 7 bin metreden ateş etmeye başladılar. Akşamüzerine doğru 5 bin metre menziline giren zırhlılara Orhaniye bataryasından karşılık verildi. 2 zırhlı yara alınca, Amiral Carden, gemilerinin 17.30’da çekilmesini emretti.  Carden, Osmanlı’nın giriş bataryalarını saatler içinde susturmayı planlıyordu. Ancak harekât planladığı gibi olmamıştı. 20 Şubat’ta planlanan bir başka deniz harekâtı ise hava şartlarının kötü olmasından dolayı ertelendi.

Nusrat ve Erenköy koyu

Osmanlı Genelkurmayı boğazın savunulması için Ağustos 1914’te Çanakkale Boğazı’na ilk mayın hatlarını kurmaya başladı. Bu harekât farklı dönemlerde yapılan takviyeler ile Şubat 1915’e kadar devam etti. Amiral Souchon‘un Bakırköy’deki Baruthane’de görevli Alman Albay Piper‘den, Almanya’dan Türkiye’ye gelirken yanında getirdiği 26 mayının Çanakkale Boğazı’na yerleştirilmesini istedi. 26 adet mayın Akbaş İskelesi’nde görevli Alman Amiral Von Usedom‘a teslim edildi. Türk ve Alman kurmaylar, mayınların İngiliz zırhlılarınca gözetim altında tutulduğu Erenköy koyuna dökülmesini kararlaştırdı.

Nusrat Mayın Gemisi

Zorlu görev Türk subaylarına verildi. Yarbay Nazmi ve Tophaneli Binbaşı Hakkı Bey komutasındaki Nusrat mayın gemisi, 7-8 Mart gecesi sabaha karşı, Nâra koyundan kalkarak Anadolu kıyılarından seyrederek tan yerinin ağrımaya başladığı en yakın vakit olan saat 07:00’a doğru mayınların dökülmesi emredilen nokta olan Erenköy koyuna 100’er metre aralık ile 4.5 metre derinliğine 26 mayın döküldü. ( İngilizler, 15-17 Mart’ta, -harekât öncesi- mayın arama gemileri ile tüm koyu taramışlar ancak Nusrat’ın döktüğü 26 mayını tespit edememişlerdi. 17-18 Mart gecesi yapılan son taramada, üç muhrip, 7 mayın tarama gemisi 22:00’dan 02:00’a süren son aramada Kepez Burnu’na kadar olan bölgenin temiz olduğunu rapor ettiler. Amiral De Robeck, boğazın mayınlardan tamamen temizlendiğine inanmıştı.) Nusrat’ın döktüğü, savaşta zırhlılara ağır kayıplar vermesine sebep olacak mayınlar da keşfedilememişti.

Mart 1915 / Büyük Boğaz Muharebesi

25 Şubat bombardımanının ardından Amiral Carden, harekât planının ikinci ve üçüncü aşamadaki bölümlerine geçilmesini emretti. Planın bu aşamasına göre, iç bataryalar olan Dardanos ve Erenköy tabyaları tahrip edilerek, İstanbul boğazının yolu açılacaktı. 2 Mart’ta Amiral Carden, Winston Churchill’e çektiği telgrafta mart ayının 3. haftasında İstanbul’da olacaklarını bildiriyordu. Ancak İngiltere Harp Kabinesi, Carden ile aynı fikirde değildi. Amiral Jackson, kara harekâtı yapılmadan Çanakkale’nin geçilmeyeceği görüşündeydi. Öte yandan Carden, İngiliz zırhlılarını sürekli olarak Çanakkale’yi ablukada tutması için mobilize ediyordu. Zırhlıların korumasında mayın arama tarama gemileri de boğazdaki mayınları temizliyordu. Ancak İngilizlerin bu planı, Osmanlı kurmay ve askerî kuvvetlerinin güçlü savaş iradesi karşısında başarılı olamadı. Kıyılara yerleştirilmiş gizli ve hareketli sahra bataryaları sürekli olarak İngiliz zırhlılarını ve mayın tarama gemilerine taciz ateşinde bulunuyordu. Bazı zırhlılar bu atışlar sonucu isabet aldı. Bu durum başta Amiral Carden olmak üzere İngiliz ve Fransız denizcilerinin moralini bozuyordu.

Çanakkale Boğazı’nı başta sorunsuz geçeceğini düşünen Amiral Carden, 11 Mart’ta Churchill’e gönderdiği telgrafta kara harekâtına kesin olarak ihtiyaç duyulacağının altını çizdi. İngiliz Harp Dairesi, Carden’in “yardım çağrısı”na sessiz kalmayarak Çanakkale’de Sir Ian Hamilton‘ı görevlendirdi.

Amiral Carden, planın son aşaması olan İstanbul’a geçiş için son saldırının tarihini 15 Mart (1915) olarak belirledi.

Carden’ı 2 aydır üzerinde hazırlandığı plan çok yormuştu. Bunun dışında özellikle de mayın tarama gemilerinin Osmanlılarca zarar görmesi, Churchill’in Carden’a kesin olarak güvenememesi gibi durumlar Amiral’i strese sokmuştu. Harp dairesinin kendine güvenmediğinin farkında olan Carden, harekâtın planlandığı tarihe başlamasından 1 gün önce (17 Mart 1915) doktorunun da tavsiyesiyle görevini bırakmaya karar verdi. Carden’ın yerine donanma komutanı olarak aynı gün Amiral John de Robeck atandı.

Çanakkale ve İstanbul’daki savunma tedbirleri / Başkentin taşınması gündemde

Çanakkale Boğazı ve İstanbul’u koruma görevi Alman General Liman von Sanders komutasındaki I. Ordu’ya verilmişti. Buna müteakip 3. Kolordu Komutanlığı Gelibolu Yarımadası’na, 15. Kolordu Komutanlığı Çanakkale kıyılarına, 6. Kolordu Komutanlığı Yeşilköy bölgesine konuşlanmıştı. Toplamda Çanakkale Boğazı’nı savunmak için Osmanlı Genelkurmay’ı 200 bin askeri görevlendirmişti.

Öte yandan İstanbul halkının morali bozuktu. Kafkas cephesinde Rusya’ya karşı kaybedilen muharebeler, Kanal harekâtının başarısızlıkla sonuçlanması halkın moral ve motivasyonunda yıpratıcı etkiler uyandırmıştı. Bunun yanında İngiliz ve Fransızların Çanakkale üzerinden İstanbul’a gelecekleri haberleri ile Balkan devletlerinin (Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya) yine Osmanlı’ya karşı savaşa girme ihtimalleri, Batı Trakya başta olmak üzere Edirne, Kırklareli, Tekirdağ (tüm Trakya) gibi şehirlerin düşeceği yönündeki söylentiler Osmanlı tebaasını huzursuz ediyordu.

Osmanlı Genelkurmayı, özellikle Şubat ayında Çanakkale müstahkem mevkilere artan bombardımanlardan dolayı rahatsızdı. Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili Enver Paşa, Çanakkale savunmasının İngiliz zırhlılarına engel olamayacağı görüşündeydi. Mebuslar Meclisi Başkanı Halil Bey (Halil Menteşe), 1 Mart tarihindeki konuşmasında, Çanakkale’nin geçilmesi durumunda başkentin savunulamayacağını söyledi. Halil Bey’in bu demecinden sonra  başkentin taşınması gündeme geldi.

Vatikan’ın İstanbul Papalık Temsilcisi Monsenyör Angelo Maria Dolci’nin 6 Mart 1915 tarihli Papalık Sekreteri Kardinal Pietro Gasparri‘ye 21 sayılı raporda♦, padişahın ve hükümetin Konya’ya taşınma ihtimalinden bahsediliyordu. Dolci’nin “Siz Kardinal Hazretleri’ne İstanbul’daki mevcut durum hakkında bilgi vermek istiyorum” şeklinde başlayan mektubundaki dikkat çekici kısım şöyleydi: “Türk hükümeti devlet hazinesi ve arşivlerle ilgili pek çok önlem aldı. Bunların şimdiden Konya’ya gönderildiği söyleniyor. Hükümet ve Saray da oraya taşınacakmış”

18 Mart Çanakkale Deniz Muharebesi / Büyük Zafer

17 Mart’ta görevi devralan Amiral de Robeck, Amiral Carden’ın harekât planını değiştirmedi ve aynen uygulamaya karar verdi. Carden’ın planı anlaşılır ve netti.

Boğazın iki yakasındaki bataryalar susturulacak, denizdeki mayınlar ayıklanacak bu suretle açılacak yoldan da boğaz geçilerek İstanbul’a varılacaktı. De Robeck, zırhlıları üçlü küme halinde savaş düzenine getirtmişti. Zamanının en güçlü zırhlısı olan Queen Elizabeth, Agememnon♦♦,, Lord Nelson ve  Inflexible ilk hattı oluşturuyordu.

İlk olarak Amiral Sackville Carden tarafından Çanakkale Boğazı’nın geçilmesine yönelik olarak hazırlanan ve Amiral John de Robeck tarafından üzerinde pek fazla değişiklik yapılmadan 18 Mart 1915’te uygulanan stratejik harp planı.

Birinci hat, güneye doğru sıralanmıştı. Bu dört savaş gemisinin sahra bataryalarına karşı güvenlikleri kuzey kanatta Prince George ve güney kanatta Triumph tarafından sağlanacaktı.

İkinci küme Amiral Guepratte komutasındaki Fransız zırhlılarından meydana geliyordu. Suffren ve Bouvet boğazın Anadolu kıyısını, Charlemag ve Goulois de boğazın Rumeli kıyısını topa tutacaktı.

Irresistable, Albian, Vengeance, Swiftsure ve Magestic zırhlıları da üçüncü kümeyi teşkil ediyordu. Üçüncü küme yedekte ve geri unsur olarak kalacaktı. Cormvallis ve Canapus gemileri de boğaz bataryaları dövülürken suda mayın tarama faaliyeti icra edecekti. Dorthmouth ve Dublin kruvazörleri de sahildeki Türk sahra bataryalarına aşırma atış yaparak arkadan vuracaktı.

İngiliz ve Fransız zırhlılarının Çanakkale Boğazı’na girişi

18 Mart 1915 sabahı, Alman pilot Yüzbaşı Erich Serno, Çanakkale Boğazı üzerinde gerçekleştirdiği keşif uçuşunda, Boğaz yönünde 19 zırhlı ve kruvazörün savaş düzeni ile ilerlediklerini rapor ederek Türk Genelkurmayı’na bilgi verdi. Pilot Cemal Bey‘den gelen rapor da Alman pilotun keşfinin doğru olduğunu belirtiyordu. Gelen raporların üzerine Çanakkale Müstahkem Mevkiileri derhal silah başına geçirildi.

Saat 10:05: Zırhlılar Çanakkale Boğazı’nda

Limni, Gökçeada ve Bozcaada’dan kalkan zırhlılar, saat 10:05’te mayın tarama gemilerini koruyan iki kruvazörün eşliğinde Çanakkale Boğazı’ndan içeri girdiler. Kruvazörlerin arkasında öncü kuvvet olarak boğaza giren ilk savaş gemisi (10:30’da) İngilizlerin tarihten referans aldığı Agamemnon’du♦♦  Amiral De Robeck’in de komuta kademesinin bulunduğu, dönemin en güçlü savaş aracı Queen Elizabeth ve diğer zırhlılar Lord Nelson, Inflexible boğaza girerek savaş düzenine geçtiler. Triumph ve Prince George da zırhlılara her iki cenahtan destek veriyordu.

Queen Elizabeth, 1913’te hizmete girmiş dönemin en büyük dretnotuydu. Zırhlı, I. Harp’te olduğu gibi II.Dünya Savaşı’nda da kullanılmıştı

İlk atış saat 11.15’te Triumph‘tan yapıldı. İngilizler, boğazı geçeceklerinden o kadar emindiler ki, ilk top atışını ‘zafer’ anlamına gelen Triumph zırhlısına yaptırmışlardı. Queen Elizabeht Anadolu bataryasını, Agememnon Mecidiye bataryasını, Lerd Nelson Namazgâh’ı, Inflexible da Hamdiye bataryasını hedef almıştı. Dört zırhlının bombardımanı 11.30’da başlamıştı. Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Tümgeneral Cevat Paşa, zırhlıların atış menziline girene kadar bataryaların pusuda beklemelerini emretmişti.

35 dakikalık bombardıman sonrasında Amiral De Robeck, 12:05’te ikinci hatta bekleyen Fransız zırhlıların ön unsura geçerek kıyılara yakın bombardıman yapmalarını emretti. Gaulois, Charlemagne sol cenahtan, Bouvet ve Suffren zırhlıları da sağ cenahtan merkez bataryaları ateş altına almak üzere öne geçti. Fransız zırhlıları ön hatları geçmesiyle Türk topçularının da ateş menziline girmişlerdi.  Başlayan ateşle Fransız zırhlıları ağır yaralar aldılar. Özellikle, Bouvet zırhlısı Mecidiye tabyasından yapılan atışlarla ağır hasar almıştı. Suffren da 14 dakikada 14 mermi isabet almış ve zırhlının çeşitli noktalarında yangın çıkmıştı.

Çanakkale’de Bouvet zırhlısını batıran batarya ve eratı

Fransız zırhlılarının ağır yara aldığını gören Amiral De Robeck, İngiliz gemilerinin atış gücünü artırmaları emrini verdi. Yapılan yoğun bombardıman sonucunda Türk bataryaları ağır hasar aldı, telefon hatları kesildi. Ağır bombardıman karşısında Türk bataryalarındaki topçu ateşleri de zayıflamıştı. Bunu gören Amiral De Robeck, mayın tarama gemilerinin muharip kuvvetler korumasında ileri hatları çıkmasını emretti.

Amiral De Robeck’in emriyle ileri hatlara giden zırhlılar Erenköy Koyu tarafında birbirlerine hayli yaklaşıp, karışıklığa sebep olmuştu. Bu karışıklık esnasında Fransız Bouvet zırhlısı Nusrat’ın döşeği mayınlara çarparak 604 personeliyle beraber üç dakika içinde boğazın sularına gömüldü.

Saat 16:00’ya doğru Türk bataryalarının atışlarıyla hayli yaralar alan İngiliz Inflexible zırhlısı da bir mayına çarparak yana yattı. Inflexible, bataryaların atış mevzisinden çıkarak kendini batmaktan kurtardı.

16:10 sıralarında da bu kez İngiliz Irresistible Nusrat’ın döşediği mayınlardan birine çarptı. Hareketsiz kalan geminin tüm personeli Queen Elizabeth’e alındı. Personel kurtarılmıştı ancak gemi bataryaların atışlarından nasibini alarak boğazın serin sularına gömüldü.

Amiral De Robeck, tüm olan bitenler karşısında harekâtın bir felaketle sonuçlanmaması ve geri kalan donanmanın zarar görmemesi için geri çekilme emri verdi. Robeck’in emrinden kısa bir süre sonra da Ocean zırhlısı mayına çarparak Türk bataryalarının da ateş gücüyle batırıldı.

İngiliz ve Fransızların kayıpları büyüktü. İngilizler, Irresisstible, Ocean zırhlılarını, Fransızlar Bouvet’yi kaybetmişlerdi. Ayrıca İngiliz Inflexible, Agamemnon ile Fransız Suffren, Gaulois zırhlıları görev yapamayacak duruma gelmişlerdi. Bunun dışında 2 muhrip, 7 mayın arama-tarama gemisi de Çanakkale Boğazı’nın dibindeydi. İngiliz ve Fransızların kaybı 800’ü bulmuştu.

Türk tarafının zayiatı da 24 şehit, 43 yaralıydı. Öte yandan 4 ağır top harap olmuş, üç top da ağır hasara uğramıştı. Bir cephanelik de top atışlarından dolayı infilak etmişti.

Müttefik donanması Çanakkale’ye tonlarca mermi yağdırmıştı. Sadece İngiliz zırhlılarından 3 bin 344 mermi atılmıştı.

İngiliz Harp Dairesi’nce, Osmanlı’nın öğleden sonra azalan atış gücünün ve cephanenin azaldığı yönünde yorumlar yapılıp, boğazın 19 Mart’ta tekrar zorlanması gerektiği yönünde fikirler ortaya atılsa da, donanmanın üçte birinin kaybedilmesi, zırhlıların aldıkları yaralar ve ikinci mağlubiyet riskinin Birleşik Krallık’ın 200 yıldır denizlerde sürdürdüğü kesin egemenliğe zarar vermesi gibi risklerden dolayı en nihayetinde ikinci bir deniz harekâtına girişilmemesine karar verildi.

18 Mart yenilgisinden sonra Müttefik kuvvetler Çanakkale’nin kara harekâtıyla geçileceğine karar vererek Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarmaya karar verdiler. Bu suretle tahkimatı arkadan vuracaklarını düşünüyorlardı.

Ek notlar:

Raporun orjinal metni Vatikan Gizli Arşivi’ndedir. (Archivio Segreto Vaticano), Devlet Sekreterliği, 1914-1918 Savaşı, Bölüm 244, fasikül 110, folyo 80 ön/arka, 81 ön

♦♦ İngilizler, gemiye bu ismi verirken, Truva savaşını kazanan Yunan kralı Agememnon’dan esinlenmişlerdi. İlginç tesadüf olsa gerek Boğaz muharebelerinde harp alanını terk eden ilk gemi Agememnon olacaktı.

Kaynakça:

Çanakkale Deniz Savaşı, Hazırlayan: E. Albay A. Thomazi,Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları

Birinci Dünya Savaşında Çanakkale Cephesi, V.Cilt, I. Kitap, Genelkurmay Personel Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı Yayınları,

İzvolski’den Sazanof’a Rus Devlet Arşivi Gizli Belgeleri – Türkiye’nin Parçalanması ve Rus Politikası (1914-1917) Çeviren: Örgen Uğurlu, İstanbul, Örgün Yayınevi, 2004

Sorularla Çanakkale Muharebeleri I
– Muzaffer Albayrak – Tuncay Yılmazer – Yeditepe Yayınları

Türkiye’de Beş Yıl, Liman Von Sanders, İş Bankası Kültür Yayınları

1915’te Çanakkale’de Türk, Harp Tarihi Dairesi Başkanlığı, Ankara, 1957

Vatikan Gizli Arşiv Belgeleri Işığında Frank Coffee Vakası Çanakkale 1915 – Rinaldo Marmara, Bülent Günal (İBB Kültür Yayınları Araştırma İnceleme Serisi – 5)

On Yıllık Harbin Kadrosu 1912-1922 – İsmet Görgülü – Türk Tarih Kurumu Yayınları

Dijital Mecra

http://www.geliboluyuanlamak.com/

http://canakkale.tubitak.gov.tr/?q=content/19-%C5%9Fubat-1915-18-mart-1915-%C3%A7anakkale-deniz-sava%C5%9Flar%C4%B1

Makale hakkındaki görüş, öneri ve sorularınız için tıklayın

Join the discussion

  1. OKAN

    Çağ değiştiren muazzam zafer. Her zaman aklımızda.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir