I. Dünya Savaşı

Çanakkale Savaşı Kara Muharebeleri I. Bölüm / 25 Nisan çıkarması

Çanakkale’de yer yer 10 metre mesafeyi bulan siperlerde eli tetikte Türk askerî

18 Mart 1915’teki yenilgiden sonra Londra’daki Birleşik Krallık Harp Dairesi’nde moraller oldukça bozuktu. İngilizler hiç beklemedikleri bir deniz muharebesini kaybetmişlerdi. İngiltere Savaş Bakanlığı’nca, Çanakkale’nin kara unsurlarınca zorlanmasına ve vakit kaybetmeden bir kara harekâtı stratejisine hazırlanılmasına karar verildi. İngiltere, 18 Mart yenilgisiyle denizlerdeki tek hâkimiyet ve yenilmezlik prestijini kaybetmişti. İngiltere Savaş Bakanlığı, başta deniz mağlubiyetini unutturmak ve I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’ni kesin olarak mağlup etmek üzere Çanakkale’ye yeni kuvvetler yığılması ve sevkini uygun gördü.

Osmanlı Genelkurmayı’nca da İngilizlerin deniz harekâtından sonra kara harekâtına girişeceği ön görülüyordu. Çanakkale Boğazı’nı savunması için komutanlığını Alman General Liman von Sanders’in üstlendiği 5. Ordu görevlendirilmişti. Sanders Paşa, 26 Mart’ta Gelibolu’da karargâha gelerek komutayı ele aldı. Alman general ilk iş olarak, Türk savunma düzeninin çıkarma yapmaya elverişli sahillerin kuvvetlice tutulması prensibine dayalı savunma sistemini değiştirdi.

Liman von Sanders’in savunma tertibatına göre, 150 kilometre uzunluğundaki sahilde Osmanlı kuvvetleri belirli merkezlerde toplu halde tutulacaktı. Türk kurmaylar, savunma güçlerinin belli merkezlerde toplanıp, stratejik kıyıların sadece zayıf gözetleme unsurları ve topçu örtme birliklerince tutulmasının yanlış olduğu görüşündeydi. Liman von Sanders’in stratejisine göre, karaya ayak basan düşman, çıkarma yaptığı noktalara sevk edilecek kuvvetler ile yapılacak olan baskın tarzı gece saldırıları ve süngü hücumlarıyla denize dökülecekti.⊗1 (Aranot)


(Aranot)⊗1 Çanakkale savunmasının planlandığı esnada Türk ile Alman kurmay heyetleri arasında sık sık tartışmalar yaşandı. Yarbay Mustafa Kemal‘in öncülüğünde bir grup Türk subayı da Sanders Paşa’nın Çanakkale savunma tertibatına itiraz ediyordu. Sanders’in kurduğu savunma planı kıyıda gözetlemeye yetecek kadar birlik bulundurarak, karaya ayak basan Müttefikleri süngü ve baskın tarzı hücumlarla denize atmaktı. Ancak 25 Şubat’tan beri Maydos Bölgesi’ni savunmakla görevli Yarbay Mustafa Kemal ve kurmaylarının savunma planı, Müttefiklerin karaya çıkmalarına imkân vermeyecek şekilde düşünülmüştü. Mustafa Kemal aynı zamanda düşmanın karaya ayak basmadan imha edilmesi gerektiği fikrindeydi. 3’üncü Kolordu Komutanı Tuğgeneral Esat Paşa, Mustafa Kemal’in savunma planını desteklediği görüşünü dile getirip bu planın işler hale gelmesi gerektiğini önerse de Sanders Paşa tarafından kabul edilmemişti.

*Çanakkale ve İstanbul’u savunmakla görevli 5. Ordu Komutanı Otto Liman von Sanders
Fotoğraf: Bundesarchiv

Çanakkale Savaşı üzerine çalışan harp tarihçilerinin büyük bir kısmı, Sanders Paşa’nın Almanların Batı cephesindeki yükünü hafifletmek amacıyla İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin karaya çıkmasına zemin hazırladığı konusunda hem fikirdir. Uzmanlığı Çanakkale Savaşları olan tarihçi Muzaffer Albayrak, 27. Alay Komutanı Yarbay Mehmet Şefik Bey’in (Aker), Arıburnu Muharebeleri’nde Osmanlı Genelkurmayı’nı bilgilendirme amacıyla geçtiği raporda, “Liman von Sanders’in ve diğer Alman komutanlarının İngiliz ve Fransızları karaya çıkarmasını kolaylaştırıcı işler yaptıklarını” yazdığını söylemektedir. Tarihçi Albayrak, bu duruma bir örnek de Kumkale ve Seddülbahir’de grup karargâhı kurmay heyetinde bulunmuş olan Bursalı Mehmet Nihat‘ın dile getirdiğini de ifade etmiştir. Mehmet Nihat’ın raporunda, Kumkale’ye çıkarma yapan Müttefik unsurların  Alman General Nicolai tarafından karşılandığı ve çıkarmaya göz yumulduğundan bahsedilmektedir.

Limon von Sanders’in ve bazı Alman komutanların bu tutumları günümüzde de halen eleştirilmektedir. Ancak bir anekdotu da atlamamak gerekiyor. Zira o dönemde Sanders Paşa’nın savunma planına Osmanlı Genelkurmayı tümden karşı değildi. Harbiye Nâzırı ve Genelkurmay Başkan Vekili Enver Paşa ve İstanbul’daki kurmay heyeti Von Sanders’in planını onaylamışlardı. Ayrıca cephedeki bazı kolordu ve tümen komutanları da Sanders Paşa’nın planını askerî açıdan uygun görmüşlerdi. Ancak o dönemde Von Sanders’in tutumuna yönelik eleştiriler üstü kapalı da olsa savaş süresince sürdürülmüştü.


Çanakkale’de Türk savunma planı

Olası bir müttefik çıkarmayı karşılamak amacıyla Çanakkale’de görevli 5.Ordu’nun iki tümeni Saros ve Bolayır bölgesine, bir tümen Arıburnu, Kabatepe ve Seddülbahir’de, Anadolu yakasındaki Kumkale ve Beşikeler’e de iki tümen görevlendirildi. Bir tümen de ihtiyat olarak Eceabat bölgesine konuşlandırıldı. Böylece Çanakkale’yi 6 tümenden müteşekkil 75 bin kişilik bir askerî kuvvet koruyacaktı. Türk askerinin savunacağı sahilin uzunluğu da 150 kilometreydi.⊗2


⊗2 Çanakkale’yi savunmakla görevli 5. Ordu iki kolordu halinde tertiplenmişti. 5’inci, 7’inci ve 9’uncu tümenlerden meydana gelen 3’üncü Kolordu Gelibolu Yarımadası’nı korumakla görevlendirilmişti. 3’üncü ve 11’inci tümenlerden müteşekkil 15’inci Kolordu’da Anadolu Yakası’ndaki Kumkale ve Beşike bölgelerini korumakla görevlendirilmişti. Bigali bölgesindeki 19’uncu tümen de ihtiyat unsur olarak kalacaktı.


Müttefiklerin kara harekâtı planı

18 Mart yenilgisinden sonra İngiltere Harp Dairesi’nce kara harekâtını yönetmek için İngiliz komutan General Sir Ian Hamilton görevlendirilmişti. Hamilton şöhretli bir askerdi. Babasının askerî nüfusunu iyi değerlendiren Hamilyon, kurmay eğitimi almıştı. Hindistan, Güney Afrika, Mısır’da çeşitli görevler aldı. Güney Afrika’daki Boer Savaşları‘nda (1899-1902) gösterdiği yararlılıktan dolayı Korgeneral rütbesine yükseltildi.

Britanya İmparatorluğu’nun şöhretli kumandanlarından General Sir Ian Hamilton

Oldukça deyenimli olan Hamilton’a, İngiliz Savaş Kabinesi’nin de güveni sonsuzdu. Hamilton’ın komutasında İngilizler’den 4’ü piyade biri deniz tümeni olmak üzere toplam 5 tümen bulunuyordu. Fransızlar’da Çanakkale için 1 tümen ayırtmıştı. Böylece müttefiklerin askerî kuvveti 75 bin asker ve 178 toptan meydana geliyordu. Tüm bu askerî unsurlar dışında donanma, denizaltı ve bir de uçak gemisi kara unsurlarına destek olarak bulunacaktı. Tarihin o döneme kadar göreceği en büyük çıkarma harekâtı Çanakkale’ye yapılacaktı.⊗3


⊗3 Hamilton’ın emrindeki askerî birlikler 29. İngiliz Tümeni ( 17 bin 649 asker-subay, 3 bin 962 hayvan ve 692 araba), ANZAK kolordusu ( İki tümen, 30 bin 638 asker-subay, 7 bin 618 hayvan, 1.418 araba), İngiliz Deniz Tümeni’nden (10 bin 007 asker-subay, 3 bin 511 hayvan, 647 araba) meydana geliyordu.


Hamilton’ın planına göre Müttefikler, asıl çıkarma alanını Seddülbahir bölgesi olarak belirlediler. Seddülbahir’e çıkan kara unsurları Çanakkale Boğazı’nı koruyan merkez istihkâm ve bataryaları etkisiz hale getirecekti. Bir İngiliz kolordusu da Kabatepe’ye çıkarma yapacak, Fransız birlikleri de Kumkale bölgesine çıkarma harekâtını icra edecekti. Müttefik donanması da çıkarma yapan birliklerine denizden topçu atışlarıyla koruma desteğinde bulunacaktı. Hamilton, filonun 18 Mart benzeri bir hasara uğramaması için kara istihkâm ve bataryaların kesin olarak ele geçirilip, susturulmasından sonra Boğaz’a girmesini emretmişti.

Seddülbahir’e ilk olarak 29’uncu İngiliz Tümen’i girecek, harekâtın ikinci aşamasında da Fransızların 5’inci Tümeni Seddülbahir’e girecekti. Ardından da İngiliz Deniz Tümeni harekâta dahil olacaktı. Arkadan gelecek birliklerin amacı da Alçıtepe olacaktı.

İkinci çıkarma da ANZAK’larca Arıburnu’na yapılacaktı. Buraya çıkacak ANZAK birlikleri Kabatepe ve Kocaçimen bölgesini ele geçirecekti. ANZAK kuvvetleri hâkim tepeleri ele geçirdikten sonra Kilitbahir’e inerek buraya ele geçirecek, Seddülbahir’deki İngilizler ile birleşerek yarımadanın güneyi tamamen kontrol altına alınacaktı.

Kilitbahir-Çanakkale hattı temizlendikten ve tabyaların da ateş gücü kırıldıktan sonra donanma Boğaz’ı mayınlardan temizleyerek rotasını İstanbul’a çevirecekti. Bunun dışında İstanbul’u bekleyen bir ikinci tehlike de Ruslar’ın Karadeniz üzerinde hazır tuttuğu kuvvetlerdi. Çanakkale Boğazı açıldıktan sonra Müttefik kuvvetler İstanbul’a ilerlerken, Ruslar da hazırladıkları orduyu kuzeyden Karadeniz üzerinden İstanbul’a sevk edeceklerdi. Böylece İstanbul üç kuvvetçe işgal edilecekti.

Suvla koyundaki Müttefik askerler

İngiliz Savaş Kabinesi de Sir Hamilton’ın planını onaylamıştı. Londra kara harekâtıyla icra edilecek zaferden emindi. Savaş esnasında Gelibolu’da bulunan ve muharebeleri yakından takip eden İngiliz gazeteci Ashmead Bartlett günlüğüne, “Bu son ve en büyük Haçlı ordusunun Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u almasının ve Haç uğruna savaşta ölmüş şövalyelerin intikamını alacağını” yazmıştı.

Hamilton ve kurmayları zaferden o kadar emindiler ki İstanbul’da kullanmak için para bile bastırılmasını sağlamışlardı. Çanakkale’de Osmanlı savunmasının birkaç günde kırılacağı düşüncesindeydiler.

Hamilton kendini İstanbul’u alacak olan komutan olarak gördüğü için oldukça heyecanlıydı. Türk ordusunu önemsemiyor ve birkaç gün içinde Çanakkale istihkâmlarını ele geçireceklerine kesin gözüyle bakıyordu. Hamilton kendi anılarında da işaret ettiği gibi Çanakkale’yi ‘kolay lokma’ olarak görmesinde iki sebep vardı. Birincisi Osmanlı ordusu Balkan harbinde öncesi görülmemiş bir biçimde dağılmıştı. Balkan orduları İşkodra ve Edirne dışında hiçbir direniş görmeden ilerlemişlerdi. Hatta Çatalca üzerine yürüyen Bulgar orduları, Türk askerînin geri çekilmesini taktik zannederek Çorlu’ya kadar tedarikli ve oldukça ağır ilerlemişlerdi.

İkinci bir neden de Hamilton’a göre, Türk ordusunun artık savaşma kabiliyeti kalmamıştı. Hamilton yanıldığını, -her ne kadar kendine itiraf edemese de- muharebeler başladığında, Müttefik kuvvetler siperlerde çakılı şekilde kaldığında anlayacaktı. ⊗4


⊗4 Hamilton, Türk askerînin savaşma kabiliyeti kalmamasını yukarıda da bahsettiğimiz gibi Balkan Harbi’ndeki başarısızlıkları yoruyordu. Ancak Hamilton’ın gözardı ettiği bir durum vardı. Erkan-ı Harbiye’den yetişen Türk subayları Yemen çöllerinden Trablusgarp’a kadar çeşitli bölgelerde savaşarak tecrübe kazanmışlardı. Ayrıca I. Balkan Harbi’nde çözülen ordu ile II. Balkan Harbi ve sonrasındaki ordunun komuta heyeti arasında çok fark vardı. Enver Paşa, Osmanlı Genelkurmayı’nı baştan aşağı değiştirerek olabilecek en iyi düzeye getirmeye gayret göstermişti. Ayrıca ordun gençleştirilmişti. Prof. Dr. İlber Ortaylı, I. Dünya Savaşı’na giren komuta kademesini “Genç ama tecrübeli kurmaylar“dı sözleriyle tanımlamıştır. Hamilton’ın unuttuğu subaylar arasında Trablusgarp’ta örgütlediği yerel unsurlar ile göğüs göğüse mücadele veren Mustafa Kemal de vardı.


25 Nisan 1915 / Çıkarma Günü

Seddülbahir çıkarması

Hamilton, çıkarmanın tarihini 25 Nisan olarak belirlemişti. Seddülbahir bölgesine yapılacak olan çıkarma, harekâtın ana ağırlık merkezini oluşturacaktı. Seddülbahir’e 5 ayrı noktaya çıkacak olan amfibi unsurları Kilitbahir’deki istihkâm ve bataryaları etkisiz hale getirecekti. Seddülbahir’e 5 ayrı çıkarmanın yapılmasındaki amaç da Türk kurmaylarını yanıltmaktı.

Seddülbahir bölgesine çıkarma yapan 29. İngiliz Tümeni, 25 Nisan gecesine kadar 12 piyade taburunu karaya çıkarmayı başarmıştı. İngilizleri, Seddülbahir’de 9’uncu Tümen’e bağlı Binbaşı Mahmut Sabri komutasındaki 26. Alay’ın 3. Tabur’u karşıladı. Mahmut Sabri Bey komutasındaki 3. Tabur, 10 İngiliz taburuna karşı harp meydanlarında eşine az rastlanır bir savunma yaparak, İngilizlerin derinlere ilerlemesini engelleyerek, saniyelerin bile önemli olduğu Türk tarafına savaşın seyrini değiştirecek ölçüde önemli saatler kazandırmıştı.⊗5

Seddülbahir’de İngilizlere destansı direniş gösteren 26. Alay’ın 3. Tabur Komutanı Binbaşı Mahmut Sabri Bey


⊗5 Gerçektende Mahmut Sabri Bey ve komutasındaki 26. Alay’ın 3. Tabur askerleri harp tarihinde eşine az rastlanır bir direnç göstermişti. Donanma ateşiyle de desteklenen İngiliz kuvvetlerini akşam saatlerine kadar sahil hattında tutmayı başarmışlardı.  26. Alay 3. Tabur erleri ve komuta kademesi kendisinden 10 kat üstün İngiliz kuvvetlerine karşı 32 saatlik direnci ile, Çanakkale Destanı‘nı yazacak harp tarihçilerinin  notlarında, anlatılarında, kitaplarında, araştırmalarında ilk olarak veya ilk sayfalarında bahsedecekleri kahramanlar olacaktı. İngilizler 25-26 Nisan’daki Seddülbahir Kıyı Muharebeleri‘nde 6 bin kadar zaiyat vereceklerdi.


25 Nisan’ı 26 Nisan’a bağlayan gece

26. Alay 3. Tabur’un destansı savunması sürerken 25 Nisan’ı 26 Nisan’a bağlayan gece Yarbay Mehmet İrfan (Durukan) komutasındaki 9. Tümen‘e bağlı  25. Alay da bölgeye sevk edildi. 25. Alay’ın muharebeye sokulmasıyla İngilizlerin çıkarma yaptığı 5 farklı noktaya da Türk askerlerince taarruz yapıldı. Zığındere’deki 1 tugay kuvvetindeki İngilizler denize püskürtüldü.  Taarruz durmaksızın Teke Burnu, Ertuğrul Koyu, Eskihisarlık ve Teke Koyu’na devam etse de buradaki İngiliz savunması geçilemedi.

26 Nisan sabahı

26 Nisan sabahı 25. Alay’ın taarruzları devam etse de İngilizler aldıkları takviye güçlerle kıyıdaki istihkâmlarını sağlamlaştırdılar. Bir alay ve bir tabur dışında takviye alamayan Türk unsurları kıyı şeridinden çekilmek zorunda kaldılar. 20’nci Alay çekilen birliklere desteğe gelmiş olsa da İngilizler öğlene doğru hâkim tepeleri ele geçirmişlerdi. Takviye kuvvet alamayan 9’uncu Tümen’e bağlı birlikler mecburen çekilmek zorunda kaldı. Yeni savunma hattı, kıyının 1.5 kilometre gerisine kurulacaktı.

27-28 Nisan Birinci Kirte Muharebesi (İngiliz taarruzu)

Çıkarmanın ilk günü İngilizlerin hedefi Alçı Tepe’yi almaktı. Ancak güçlü direnç İngilizleri durdurarak bu bölgeye ulaşmalarını engellemişti. 28 Nisan sabahı donanma desteğiyle 29’uncu İngiliz Tümeni ve bir Fransız tugayı Kirte köyüne taaruza geçti. İngiliz taaarruzu 25’inci ve 19’uncu Alayların karşı taarruzuyla durduruldu ve İngilizler saldırıya geçtikleri ilk hattan 600 metre kadar geri atıldı. Türk taarruzu öğleden sonra devam etse de güçlü donanma ateşinden dolayı İngiliz ve Fransız kuvvetleri denize itilemedi.

Arıburnu çıkarması (25 Nisan 1915)

Arıburnu dik yamaçlardan meydana gelen bir bölgeydi. Buradaki stratejik hâkim tepelerin Avusturalya ve Yeni Zelanda’dan getirilen ANZAK kuvvetlerince alınması planlanmıştı. Çıkarmanın nihai hedefi Conkbayırı ve Kocaçimen’deki atış gücü yüksek, stratejik hâkim tepeleri ele geçirmekti. Hâkim tepeler ele geçirildikten sonra da amaç Gelibolu Yarımadası’ndaki Türk kuvvetlerini ikiye ayırıp, olası takviye unsurlarının gelmesini engellemekti.

Arıburnu çıkarmasının bir diğer önemi de Seddülbahir’e çıkan asıl çıkarma unsurlarına engel olması amacıyla Türk ordusunun kuvvet kaydırılmasının engellenmesi düşüncesiydi. Bu yüzden buradaki mücadele en az Seddülbahir kadar önemliydi.

3’üncü Kolordu Komutanı Tuğgeneral Esat Paşa ve kurmay subayları (Fotoğraf: Genelkurmay Arşiv)

Saat 04:30 İlk harekât

Arıburnu sahiline çıkarma harekâtı 25 Nisan sabahı saat 04:30’da havanın en puslu ve karanlık olduğu dönemde başlamıştı. Avustralya ve Yeni Zelanda askerlerinden müteşekkil çıkarma güçleri, Sanders Paşa’nın gerekli görmediği için yeterli kuvvetin temin edilmediği Arıburnu’nda görevli 27’nci Alay’a ait bir Türk bölüğünce karşılanmıştı. ANZAKlar zayıf ateş gücü karşısında ilerleyerek saat 07:00’ye doğru Conkbayırı’nın güney yamaçlarındaki Düz Tepe bölgesine ulaştılar. Saat 08:00’de 9’uncu Tümen Komutanı Albay Halil Sami Bey‘den taarruz için izin alan 27. Alay Komutanı Yarbay Mehmet Şefik Bey, alayın tüm mevcudu ile ANZAKlara saldırıya geçti. Kanlısırt’a ulaşmaya çalışan ANZAKların güney kesiminden taarruza geçen 27. Alay’a, ihtiyat unsur olarak bulunan 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, inisiyatif kullanarak Kocaçimen bölgesine getirdiği 57. Alay ile, ANZAKların kuzey yanından hücuma kalktı. ⊗6


⊗6 Yarbay Mustafa Kemal’in bu hamlesine ayrı bir parantez açmamız gerekiyor. Eğer ki Mustafa Kemal, 3’üncü Kolordu Komutanı Tuğgeneral Esat Paşa’dan (Korgeneral Bülkat) gerekli izni almayı bekleseydi çok kıymetli dakikalar veya saatler geçmiş olacaktı. Öyle ki ANZAKlar 27. Alay’ın direncini kırabilir, bölgenin hâkim tepeleri olan Conkbayırı ve Kocaçimen’e ulaşıp, boğaz yolunu Müttefiklere açabilecekti. ANZAKların hâkim tepelere ulaşmasıyla kritik noktadaki Seddülbahir’i savunan Türk birlikleri de kuzeyden kuşatılmış olacaktı.

Harp tarihçisi ve eski Harp Akademileri Komutanlığı Harp Tarihi Öğretim Üyesi Emekli Kurmay Albay İsmet Görgülü’ye göre, Mustafa Kemal’in inisiyatif alıp Kocaçimen bölgesinden ANZAKlara karşı müdahalesi olmasaydı, Çanakkale muharebeleri 25 Nisan günü kaybedilebilirdi.

Anafartalar Kumandanı Miralay Mustafa Kemal ve kurmay maiyeti


Mustafa Kemal’in bu müdahalesi ANZAKların hâkim tepeleri almasını engellemişti. Öğleden sonra (25 Nisan) ANZAKların karaya çıkardığı kuvvetin sayısı 15 bini bulmuştu.  Saat 16:00’dan sonra 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, 27. Alay’ı da emrine alarak ANZAKlara karşı taarruz başlattı. Kıyı şeridine itilen ANZAKlar, donanmanın ateş gücü sayesinde dar bir kıyı şeridinde tutunmayı başarabildiler.

ANZAK Kolordusu Komutanı, Türk askerînin şiddetli taarruzu karşısında gemilere geri dönmeyi uygun görmüştü. Ancak karaya çıkan 15 bin askerin tahliyesi oldukça zordu ve savunma pozisyonunda kalmanın daha yararlı olacağını düşünen Kolordu Komutanı geri çekilme fikrinden vazgeçerek, askerlerine bulundukları yerde mevzi kazmalarını emretti.

26 Nisan gecesi

ANZAKların kıyı şeridinde tutulduğunu gören Mustafa Kemal, taarruzu gece de sürdürdü.  Ancak gerek güçlü donanma ateşi gerekse de kıyıya çıkan ANZAK birliklerinin artması sonucu, ANZAKlar kıyıdan sökülemedi. Gece taarruzlarından sonuç alamayan Mustafa Kemal takviye birliklerinin gelmesini beklemek zorunda kaldı.

27 Nisan / Arıburnu Türk Taarruzu

3’üncü Kolordu Komutanı Tuğgeneral Esat Paşa, 19’uncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal’e, ANZAKların Arıburnu’ndan atılması için 27 Nisan’da taarruz edilmesini emretmişti. 26 Nisan günü yapılan takviyeler ile 19. Tümen’in kuvveti 6 alay olmuştu.  27 Nisan sabahı başlayan taarruz, Müttefiklerin şiddetli donanma ateşiyle durduruldu.

Türk taarruzuna 27’nci,33’üncü, 57’nci, 64’üncü, 72’nci, 77’nci ve 39’uncu Alaylar katılmıştı.  ANZAKlar Türk askerînin şiddetli saldırısını karşılayabilmek için 4 tabur takviye kuvvet almıştı. Arıburnu cephesine yapılan takviyeler ile Müttefiklerin Seddülbahir’deki ağırlık merkezi de bozulmuş oldu. 27 Nisan taarruzunun stratejik açıdan Seddülbahir muharebelerine etkisi kritik olmuştu.

Kumkale çıkarması 

Kumkale harekâtı sabah saat 05:15’te 6 müttefik muharebe gemisinin bombardırmanıyla başlamıştı. Yoğun bombardımanın ardından karaya ayak basan Fransız kuvvetlerini Yarbay İsmail Hakkı Bey (Koray) komutasındaki 31. Piyade Alayı’ndan bir bölük ile 39’uncu Alay’dan bir tabur karşılamıştı. Saat 11.00’de Kumkale’ye giren Fransız güçleri, akşamüzerine doğru yapılan Türk taarruzu ile geri atılmıştı. Geceyarısından sonra da Kumkale’ye asılan Fransızlar ile Türk askerî arasında meskun mahal çatışmaları yaşanmıştı.

26 Nisan sabahı başlayan karşılıklı taarruzlar sonucunda Fransız kurmaylar, başarı kazanılmayacaklarını belirterek,  Müttefik Kuvvetler Genel Komutanı Hamilton’a Kumkale’den çıkmak için izin istediler. Fransızlar 26 Nisan’ı 27 Nisan’a bağlayan gece Kumkale’den tahliye oldular.

Son Not: —^ Yazıda, Çanakkale Kara Muharebeleri’nin 25 Nisan ile 28 Nisan dönemindeki çarpışmaları ele alınmıştır. Çanakkale kara savaşının geniş kapsamlı incenlenmesi gerektiğini düşündüğüm için, yazının bundan sonraki bölümü Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarındaki çarpışmalar, askerî harekâtlar ve kurmayların stratejileriyle bölüm bölüm  tüm yönleriyle ele alınacaktır. Ayrıca Çanakkale Harp sahasından Harpmecmuası ekibince çekilen görüntüler de ilk kez kullanılacaktır.

Kaynakça:

Gelibolu Günlüğü, Ian Hamilton – Çeviri: Osman öndeş / Hürriyet Yayınları, İstanbul, 1972  (Orjinal Nüsha: Gallipoli Diary I-II, London 1920)

İngiliz Savaş Muhabiri Ashmead Bartlett’in Gözüyle Çanakkale Seferi Başarısızlığı ve Gelibolu’da Sıradaşı Mücadelesi – Makale: Yrd.Doç.Dr. Serpil Sürmeli (Atatürk Üniversitesi, Atatürk İlke ve İnkılâp Tarihi Öğretim Üyesi

On Yıllık Harbin Kadrosu 1912-1922- İsmet Görgülü (Türk Tarih Kurumu Yayınları)

Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Osmanlı Belgelerinde Çanakkale Muharabeleri I. -Ankara: Başbakanlık Basımevi, 2005

Sorularla Çanakkale Savaşı, Tuncay Yılmazer, Muzaffer Albayrak, Yeditepe Yayınları

Çanakkale Savaşı: Siperin Ardı Vatan, Gürsel Göncü-Şahin Aldoğan, Kırmızı Kedi Yayınları

Çanakkale Muharebeleri ile Normandiya Çıkarması’nın Uluslararası Politika Açısından Karşılaştırmalı Tahlili, Askeri Tarih Araştırmaları Dergisi, Sayı 22, Yıl 11, Aralık 2013

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir