Genel

Cumhuriyet öncesi İtalya’da Etrüsk, Hellen, Latin mücadelesi ve Remus-Romulus efsanesi (Roma İmparatorluğu 1. Bölüm)

2 bin 200 yıllık kültürüyle dünya tarihinin ilk büyük cihan devleti olan Roma İmparatorluğu’nu (Imperium Romanum) anlatmaya başlamadan önce sizlere birazcık imparatorluk öncesi İtalya’dan bahsetmek istiyorum. Direkt olarak Cumhuriyet dönemini anlatmak bu büyük hikâyede bazı ögelerin eksik kalacağı düşüncesine itiyor beni. Aslında yazı dizimiz bir şehir adının bir devlete alem oluşuna şahitlik ettiğimiz bir çalışma olacak.

İtalya, coğrafi konumu gereği insanoğlu var olduğu andan itibaren sürekli olarak halkların göç ettiği bir ülke olmuştu. İtalya’ya ilk olarak kuzeyden büyük göçlerin başladığı (M.Ö 2 bin ile M.Ö 500’lü yıllar) bin yıllık süreç, İtalya’nın bugünkü demografik yapısına şekil vermesine öncülük edecek kritik süreci temsil ediyordu. (Demircioğlu, S:11) İtalya’da zengin maden ocaklarının işlenmesiyle bu yıllarda İtalya toprakları çeşitli kavimlerin ilgisini çekmekteydi. Tarihçilerin, birinci demir devri olarak adlandırdıkları bu dönemde İtalik olarak adlandırılan grubun bir kısmı Umbria‘ya yerleşti. (Umbria aynı zamanda günümüz İtalya’sında da turistlerin başkent Roma’dan sonra oldukça yoğun ilgi gösterdiği yerlerdendir) Umbria’ya yerleşen bu halkı tarihçiler, Umbro-Osk olarak adlandırmıştır. Diğer gruba da Latino-Falisk denildi. Ölülerini yakan halk olarak da tarihlendirilen Latino-Falisk’ler Etrüsk ve Gal halklarının saldırılarına maruz kaldı. Şehirleri işgal edildi, yağmalandı. İtalya’ya gelen göçler bu halklarla sınırlı değildi. Asıl yerleşim Balkanlardan gelen halklarca gerçekleştirilecekti.

M.Ö 2 binli yıllarda Balkanlardan gelen büyük göç

Bugünkü Arnavutların ataları olan Illyr‘lerden bazı gruplar da İtalya’ya göç etmişlerdi. Bu grupların bazıları kara bazıları da deniz yoluyla İtalya’ya gelmişlerdi. Bu halk gruplarından olan Venetler, Kuzeydoğu İtalya’ya yerleşmişlerdi. Buraya Venetler’den dolayı Venetia (sonradan Venedik) dendi. Bununla birlikte günümüzde Cenova’ya adını veren Ligurlar‘da bu dönem İtalya üzerinde kendi medeniyetlerini kurmaya çalışıyorlardı.

Hellen ve Kartaca (Pön) göçleri

M.Ö  bin yılında İtalya’nın cezbedici zenginliklerini duyan Hellen ve Pön (Kartaca) uygarlıklarından halklar, koloniler halinde Güney ve Batı İtalya sahilleri ile Sicilya bölgesine yerleştiler. Roma tarihçileri bu halkların Büyük Hellas dedirtecek kadar kuvvetli bir Hellen koloni dünyası teşkil ettiklerini, şehir devletleri halinde örgütlendiklerini ancak İtalya’da kalıcı olamadıklarını belirtmişlerdir. (Demircioğlu, A.G.E)

Gal ve Kelt göçleri

M.Ö beşinci yüzyılda İtalya’ya göç halinde gelen son halklar bugünkü Fransızların ataları Gal’ler (Galya) ve Genoman, Boi, Senon, Insbubr kabilelerinden teşkil Kelt’lerdi. Gal’ler Alp’leri aşarak İtalya’ya ulaşmışlardı. Ancak bu iki halk İtalya’nın kültürel gelişmeleri üzerine pek de katkıda bulunamamışlardı.

New York Metropolitan Museum of Art’taki bu Etrüsk bronz heykelciği M.Ö 5.yüzyıldan kalmadır.

Yukarıda bahsettiğimiz tüm farklı halkları tek bir boyunduruk altında Roma İmparatorluğu toplamayı başarmıştı. Ancak bunun için epey bir vakit daha vardır.  Yine Roma İmparatorluğu’nun doğuş evresine girmeden önce İtalya’yı kültürel, iktidasi ve askerî yönden etkilemiş olan Etrüsklere biraz değinelim.

İtalya’ya şehir kültürünü yerleştiren kavim; Etrüskler

Hellenler’in Tyrsenler/Tyrsen‘ler, sonradan Romalıların da Tusca/Etrusc’lar dediği Etrüskler, İtalik (İtalyan) kavimlerle etnik, lisanî ve kültürel bağlamda hiçbir benzerlikleri yoktu. Etrüsklerin fiziki yapıları, geniş omuzlu, kalın boyunlu, koca kafalı olarak tarihlendirilmektedir. (Demircioğlu, S:16) Arkeolojik kazılarda Etrüsklerin İtalya’ya 200 yıl arayla iki dalga halinde geldiği anlaşılmaktadır. İlk dalganın M.Ö onuncu yüzyılda, ikinci göç dalgasınında M.Ö sekizinci yüzyılda olduğu arkeolojik kazılarca tespit edilmişti. Etrüskler, İtalya’ya Anadolu ve deniz ticareti bakımından zengin Ege kıyılarındaki şehir hayatını da getirmişlerdi.

Etrüsklerin Kuzey İtalya ve Roma seferi

Etrüskler bu yönden İtalya’daki rakiplerinden (İtalya’da yaşayan çeşitli kabileler olan İtalikler kast edilmektedir) siyasî, kültürel, iktisadi olarak üstündüler. Etrüskler üstünlüklerini kazanıma çevirerek, kısa sürede kuzeyde Arnus nehrine doğru genişleme gösterdiler. Kuzey İtalya’daki 1.200 kilometrelik Ape’nin dağlarını da geçen Etrüskler, Padus ovasına kadar ilerlediler. Bu bölgede genişlemeye başlayan Etrüskler, Venetler ve Ligurlar‘ı mağlup ederek şehirleri işgal ettiler. Kuzeydeki verimli ovalar ve topraklarla yetinmeyen Etrüskler, buradan hareketle güneyde Tiber nehrini geçerek Latium’a indiler. Roma’yı işgal eden Etrüskler İtalya’nın dörtte üçüne hâkim oldular. Roma’dan sonra güneydeki istilalarını sürdüren Etrüskler, Campania ovasından sonra Capua ve Nola şehirlerini de ele geçirdiler.

Etrüsklerin İtalya’ya hâkimiyetleri

Roma’nın da düşmesiyle tüm kuzey ve orta İtalya Etrüsk hâkimiyetine girmişti. Etrüsklerin güçlü kara orduları karşısında İtalya’da duracak başka bir güç kalmamıştı. Güney fetihleriyle birlike Etrüskler İtalya’nın batısındaki Tyrrhen denizine yakın mevkilere ilk limanlarını kurdular. Karadaki hâkimiyetini denize de taşıyan Etrüsklüler’in karşısına Ege’nin Hellen şehirlerinden Phokaia’lılar (bugünkü Foça) çıktı. Kartacalılarla işbirliği yapan Etrüskler, Phokaia’lıları Alalia deniz muharebesinde yenerek Akdeniz’den uzaklaştırdılar.

Etrüsklülerin karada ve denizdeki bu başarıları kalıcı olmayacaktı. İtalya’daki çeşitli kavimleri yenen Etrüskler güçlü bir merkezi otorite kuramamışlardı. Bununla birlikte Etrüsklerin siyasi hasımları da harp sanatı inceliklerinde kendilerini geliştiriyorlardı.

Etrüskler 500 yüzyıllık gelişmelerinde, İtalya’yı kültürel, iktisadi, askerî anlamda etkileyen en önemli uygarlıktı. Etrüskler, Roma İmparatorluğu’nun Mare Nostrum’na (bizim denizimiz veya bizim Akdenizimiz anlamına gelen Akdeniz kültürünü simgeleyen bir söz) yani Akdeniz kültürüne ilk büyük refah ve katkıyı da sunmuşlardı.

Etrüsklerin zayıflaması ve latinler tarafından Roma’dan atılmaları

M.Ö altıncı yüzyılda Latinler, Roma’da oturan Etrüks hanedanını kovarak Latium bölgesinden attılar. Roma merkezli güçlenen Latinler ile Etrüskler bundan sonra uzun yıllar mücadeleye giriştiler. M.Ö 485 yılında Etrüsklerin zengin şehri Veii’ye saldıran Latinler ile 10 yıl harp edildi. Etrüskler bu mücadeleden hasar alarak çıkan kavim oldu. Tüm bunların dışında güneydeki Hellen uygarlığı Kyme’lerle (cumae) Etrüskler arasında da harp çıktı. Deniz savaşını kazanan Hellenler, Etrüsklerin İtalyan kıyılarındaki üstünlüklerine denge getirmiş oldular. Etrüsklerin Roma ile denizlerdeki hakimiyetini kaybetmesini fırsat bilen Samnit’ler de sürüldükleri Campania dağlarından inerek, Etrüsk şehirlerini ele geçirdiler.

Latium ve Latinler / Roma’nın kuruluşu ve Remus-Romulus efsanesi

Latium’un ölülerini yakan İtalik’lerden meydana gelen bir halk olaran Latinler, hayvancılık ve çiftçilikle uğraşmaktaydı. Ancak kendi aralarındaki örgütlenmelerinde savaşçı yapıları da ön plana çıkmaktaydı. Latin’ler, Latium bölgesine geldiklerinde bölgeleri kendi aralarında taksim ettiler. Tarihçiler, M.Ö beş yüzlü yıllarda Latium’da 30 farklı kantonun olduğuna işaret etmektedir.

Roma’nın kuruluşu da efsaneye göre bizim çok yakından doğduğumuz topraklardan çıkma. Efsane o ya; Roma, Anadolu’da Çanakkale boğazı ve İda (Kaz Dağları) dağlarının güney yamaçlarındaki mevkiyi kapsayan bölge olan Troya (Truva) şehri prenslerinden Aeneas‘ın torunları tarafından kurulmuş. Akalı’larca kuşatılan Troya’dan kaçan Aeneas, 20 kadar gemiyle Akdeniz’de bir süre dolandıktan  sonra kendine yurt olarak İtalya’nın Latium sahillerini seçti. Buranın hükümdarı Kral Latinus ile anlaşan Aeneas, kızı Lavinia ile evlenerek tahtın varisi oldu. Aeneas’ın Troya’dan getirdiği oğlu Ascanius da Latium’dan aldığı ufak bir kuvvetle kuzeye çıkarak Alba şehrini kurdu. Tarihçilerin, Roma’nın kuruluşunu başlatacağı efsane sona doğru yaklaşıyordu. Ascanius’un oğlu Procas, Alba bölgesinde uzun yıllar hüküm sürdü. Procas öldüğünde Numitor ve Amulius adından iki varisi bulunuyordu.

Roma’da hemen hemen her sokak ve köşebaşındaki tarihi duvarların üzerinde görülebilecek Remus-Romulus heykellerinden sadece biri. Görseldeki emziren kurt ve meme emen çocuklar, 1927 yılında kurulan İtalyan kulübü AS Roma’nın da aynı zamanda kulüp amblemidir.

Efsaneye göre Roma’nın kuruluşu

Amulius, taht mücadelesinden galip ayrıldı ve Numitor’u şehirden sürdü. Soyunun kuruması içinde kız kardeşini öldürmedi ancak onu Vesta tapınağına kapattı. Kız kardeş Rhea Silvia tapınakta harp tanrısı Mars ile birlikte oldu ve ikiz oğlan dünyaya geldi. Efsaneye göre bu çocuklarda birine Remus, diğerine de Romulus adı verildi. Kısa süre sonra Kral Amulius’un çocuklardan haberi oldu. Türk ve Kuzey kavimlerindeki (Viking mitleri) efsanelerde de görüleceği üzere çocuklar bir sepet içinde Tiber nehrine bırakıldı. Çocuklar bir dişi kurt tarafından sahilde bulundu ve emzirildi. Kurt sütü onları hayata bağlamıştı. Çocuklar daha sonra da bir çoban tarafından büyütüldüler. Büyüyen çocuklar, B sınıfı filmlere (B Movie, Tarantino hastasıdır bu sınıfın)  ilham kaynağı olacak şekilde büyüyüp babalarının intikamlarını aldılar. Yanlarına topladıkları ordu ile Alba şehrine giderek amcaları Amulius’u öldürdüler. Numitor yeniden tahta çıktı ve bunun karşılığında da Remus ve Romulus’a Tiber nehrinde sahilde dişi kurt tarafından bulundukları yere şehir kurmalarına müsade etti. Ancak aralarında çıkan anlaşmazlık nedeniyle Kral Numitor, Remus ve Romulus’u öldürerek Palatinus tepesine roma şehrini kurdu. (Romalı tarihçiler, cumhuriyetin son yıllarında devletin kuruluş tarihini resmi olarak M.Ö 21 Nisan 753 olarak kabul etmiştir)


Roma İmparatorluk tarihini incelediğimiz yazı dizimizin ilk bölümünün sonuna geldik. Yazının finali bir efsane, sonraki yazımızda Roma İmparatorluğu’nun kuruluşundan ve ilk evrelerinden bahsedeceğiz. Bir şehir adının bir bir devlete alem olunuşuna şahitlik etmeye devam edeceğiz.


Bu yazıda, Prof. Dr. Halil Demircioğlu’nun Roma Tarihi I. Cilt Cumhuriyet adlı çalışmasından faydalanılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir