Genel

Harb-i Umumi’de Hatırat-ı Askerîyem

Ali Rıza Eti’nin, torunu Gönül Eti tarafından hazırlanan Harb-i Umumi’de Hatırat-ı Askeriyem(Bir Onbaşının Doğu Cephesi Günlüğü) İş Bankası Kültür Yayınları’nın Anı’lar seçkisinin en önemlilerinden.

Sıhhıye onbaşısı Ali Rıza Bey’in (Eti) çivi gibi kesici bir soğuğun altında günü gününe tuttuğu hatırat, Harb-i Umum-i’de Osmanlı askerinin en acı tecrübeler edindiği Doğu cephesine dair ilk elden ve canlı tanıklık sunuyor.

Savaşın dehşetini etkileyici betimleme ve gözlemlerle aktaran Ali Rıza, vatan toprağının açlık, sefalet, dondurucu soğuk, ihanete karşı nasıl korunduğunu, biz okuyucuculara ibretlik metinlerle anlatıyor.

Günlükler, seferberliğin başladığı 3 Ağustos 1914 Pazartesi günü başlıyor. İkinci kayıdın 12 Ağustos olduğu hatıralar 15, 30 Ağustos şeklinde devam ediyor. Eylül ayında bağlı olduğu birimle yürüyüşe geçen Ali Rıza, günlüklerini bugünden sonra neredeyse günü gününe not edebilmiş.

Osmanlı ordusu her ne kadar ekim ayında Rus limanlarını bombalanmasıyla savaşa fiili olarak girmiş olsa da, Ali Rıza Bey’in günlüklerindeki satır aralarında Erkan-ı Harbiye Reisliği’nin (Genelkurmay Başkanlığı) savaşa girmeyi önceden göze aldığını anlayabilmekteyiz. Zira Ali Rıza Bey, Ruslara karşı bir savaş yürütüleceğini Eylül 1914’te günlüğüne kaydetmiş ve yer yer çatışmaların olduğunu dahi belirtmiş.

Kasım ayı itibariyle savaşın artan seyrine bağlı olarak, özellikle de Van Kolordusu başta olmak üzere muhtelif Osmanlı alayları arasındaki Ermenilerin, 40’ar 50’şerli gruplar halinde Rus ordusuna firar etmeleri ve Türk ordusunun konumu hakkında düşmana bilgi aktarmaları, kendi aralarında Aziz Gönüllü Alayları oluşturarak eski vatan ve silah arkadaşlarına saldırmaları Ali Rıza Bey’i oldukça öfkelendirmiş. Yaşanan bu hadiselere karşı Ali Rıza şu notları düşmüş günlüklerine: “Acaba harpten sonra da yine kardeş vatandaş olarak kalacak mıyız?”

Peki ne olmuş harpten sonra? Rıza Bey, savaştaki çete mücadelelerinden kocalarını kaybetmiş iki Ermeni aileyi himayesine alarak korumuş. Torunu Gönül Eti, bu ailenin kızlarına “Hala” dediklerini de kitabın önsözünde anlatıyor.

Kitap, benim gibi hatıra kovalayıcılarının, askerî tarihe ilgi duyanların, bu topraklar için dökülen kanların, yapılan fedakârlıkların yeterince anlaşılması için mutlaka okunması gereken başucu eserlerden.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir