Genel

Harp meydanlarının “ölüm bekçisi”; Osmanlı Klasik Çağı’nda Batarya

Sebastian Vrancx‘ın tablosundan Viyana’yı döven Osmanlı bataryası (1529)

Osmanlı askerî sistemi, top, batarya gibi imha gücü yüksek silahları harp alanında kullanılmasında öncü ve devrimci eğilim olara başı çekmiştir.

Osmanlıların topu ilk olarak ne zaman kullandıkları yönünde muhtelif ve kesin olmayan bilgiler bulunmaktadır. Ayrıca Osmanlılardan önce 14. yüzyılda Mısır’daki Memlûk Türkleri ile Endülüs Müslümanları topu askerî sisteme entegre etmişti. Ancak bu saydığımız hiçbir devlet topu ateşli gücünü Osmanlılar kadar kudretli kullanamayacaklardı.1*

1* I. Selim (Yavuz) döneminde Osmanlılar ateş gücü bakımından Avrupa, Afrika ve Ortadoğu’nun en etkin gücü konumuna geleceklerdi. Bu dönemdeki Türk devletlerinin bir bir yıkılmasında (Memlûk ve İran Safevilerinin) Osmanlı ordusunun top gücü etkili olacaktı.

Osmanlı’da topun ateşli silah olarak kullanmasıyla ilgili İngiliz askerî tarihçi David Nicolle‘ün tespitleri önemlidir. Nicolle’ü, Türk tarihçilerinin kutbu Halil İnalcık da doğrulamaktadır. Nicolle’ün tezinden yola çıkan İnalcık da Osmanlı İmparatorluğu’nda Klasik Çağ adlı geniş eserinde, topun ilk olarak 1388 Karaman seferinde kullanıldığını saptamıştır. 1. Murad dönemine tekabül eden bu devrede ateşli top gücü ikinci olarak 1389’da Kosova Meydan Muharebesi’nde Birleşik Hristiyan ordularına karşı da kullanıldı. Ayrıca Kosova Meydan Muharebesi’nde Türk sol kanadında görev yapan Şehzade Bayezid’de (Yıldırım), 1396’da Niğbolu’da topun ateş gücünden yararlanmayı ihmal etmedi.

Ateşli gücü kurumsal hale getirmek için kesenin ağzını açan Osmanlı bürokrasisi, özellikle Sırp döküm ustaları ile Dalmaçya’daki Venedikli top ustalarını hizmetleri karşılığında Balkanlarda geniş tımar arazileriyle ödüllendirdi. Dinamik Türk bürokrasisi sayesinde Osmanlı, kısa sürede Balkanların (15.yüzyılın ilk çeyreği) en güçlü ateşli silah kullanabilen devleti haline geldi.

Osmanlı yatırımlarının karşılığını kısa sürede Varna ve II. Kosova Muharebeleri ile aldı. Ancak II. Murad döneminde zorlanan Konstaninopolis surları yine aşılamadı.

II. Mehmed Dönemi Devrimci Girişimler

Türk tarihinin yetiştirdiği en büyük dehalardan biri olan II. Mehmed (Fatih) önceki tüm kuşatmaları inceleyecek ve Konstantinopolis’in kaderini değiştirecek sırrı bulacaktı.

Yaratıcı ve esnek düşünebilen bir lider olan Mehmed, 1422’deki kuşatmayı incelediğinde başarısızlığın nedeninin ağır kuşatma toplarının olmamasına bağladı. Mehmed’e göre Konstantinopolis, denizden de baskı altına alınmalıydı. Atası Bayezid dönemindeki uzun kuşatmaya, denizden gelen yardımlar sayesinde direnebilmişti. Mehmet tüm bunları tespit ederek, kuşatma için başta topçu sınıfı olmak üzere bazı yeniliklere gitti. İlk olarak topçu birliklerini Kapıkulu Teşkilatı içine sokarak merkez orduya (hazineden maaş alan düzenli birlik) bağlı hale getirdi. Akabinde vakit kaybetmeksizin büyük paralar harcayarak topçu ocağının silah, mühimmat ve teçhizatlarını modernleştirdi.

Erdel dolaylarından gelen Macar top döküm ustası Urbanus, Mehmed’e yüksek miktar para karşılığında muazzam bir top yapmayı taahhüt etti. Baziliske (Şahi) adı verilen bu top, dönemin göreceği en büyük ateşli güç olacaktı. Ayrıca Mehmet, Saruca Paşa gibi yerel top döküm ustalarını da seferber ederek başkent Edirne’yi silah dökümhaneleriyle donatarak seri üretime başlattı. Bu atölyelerde kuşatma için farklı çap ve büyüklükte birçok top imal edildi.

İmal edilen toplar İstanbul kuşatmasının kaderini tayin edeceklerdi. Surları geceli gündüzlü döven Türk bataryaları, İtalyan (Romalı) ve Rum savunucuların moralini oldukça yıprattı. 23 ordu tarafından kuşatılmış olmasına rağmen 1.100 yıl ayakta durmayı başarmış olan son Roma İmparatorluğu, askerî dehası ve siyasi liderliği sayesinde 21 yaşındaki bu genç mareşal tarafından tarihe gömüldü.

II. Beyazıd döneminde, İspanyol engizisyon mahkemesinden kaçarak Osmanlı himayesine sığınan Yahudiler, en son top döküm tekniklerini paylaşarak, I. Selim döneminde Çaldıran, Ridaniye ve Mercidabık zaferlerinin kazanılmasında kilit rol oynayacak top teknolojisinin gelişmesine önemli fayda sağladılar.

Bu gelenek I. Süleyman (Muhteşem), II. Selim, III. Murad, I. Ahmed, II. Osman, IV. Murad olmak üzere, Osmanlı top ustaları 14. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar Avrupa’nın emsalsiz en iyi bataryalarını kuracaklardı.

Osmanlı envanterindeki toplar, çapraz ateş, meydan muharebeleri için tasarlanan, aralıklı bataryalardan birbirinin peşi sıra açılarak ateşleme kabiliyetine sahip bombardıman topları, muharebe meydanında Osmanlı hücum kıtalarının önünü açmak için baraj ateşi ya da perdeleme ateşi oluşturan toplar, kuşatmalarda gece de bombardımanı sürdürebilmek amacıyla ışıklandırılmış menzil işareti sistemi, top neferlerini düşman atışlarından koruyan paravanlar gibi çok üst niteliklikteydi. (Nicolle, 37)

Konstantinopolis kuşatmasındaki şahî toplarıyla aynı özelliklere sahip, Çanakkale Boğazı’nı korumak amacıyla Fatih Sultan Mehmed tarafından döktürülen tunç bombart topları. Avrupa seyahatine çıkan ilk ve tek Osmanlı padişahı Sultan Abdülaziz‘in 1867’de İngiltere kraliçesine hediyesidir. Toplar günümüzde Kraliyet Topçuluk Müzesi’nde sergilenmektedir.

Osmanlı topçularının büyük kısmı Kapıkulu teşkilâtından mensuptu. İlk kez II. Murad zamanında yaya teşkilâtından müstakil bir topçu ocağı oluşturulmuştu. II. Murat’ın Balkanlar’daki önemli zaferleri bu topçu ocağı sayesinde kazanılmıştı.

II. Mehmed, Konstantinopolis’in fethinden sonra top arabacılarının kuruluşuna ön ayak oldu.

II. Beyazıd döneminde Yahudilerin de teknik bilgisinden yararlanılarak topçu ocağında ciddi ilerlemeler kaydedildi. I. Selim, I. Süleyman, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde Osmanlı topçuluğu zirve dönemini yaşadı. 1575’de kapıkulu topçularının mevcudu binden fazlaydı. 17. yüzyılda bu sayı 3 bini aşacaktı. (Gabor Agoston, Barut, top ve tüfek: Osmanlı İmparatorluğu’nun Askerî Gücü ve Silah Sanayisi)

16. Yüzyılda yaygınlaşan “mucize ölüm”, Avrupa ordularının da standart bir parçası haline gelmişti.

Top harp meydanlarında “ölüm alanını” birkaç kat derinleştirmesi hasebiyle askerî tarihçi David Nicolle tarafından “gerçek bir taktik devrim” olarak adlandırılmıştı.

Kaynakça:

David Nicolle, Osmanlı Orduları 1300-1768, İş Bankası Kültür Yayınları, Askerî Tarih Dizisi

Gabor Agoston, Barut, Top ve Tüfek: Osmanlı İmparatorluğu’nun Askerî Gücü ve Silah Sanayisi, İstanbul, 2006 (Çeviren Tanju Akad)

Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ, İstanbul, 2009

P. Wittek, Osmanlı İmparatorluğu’nun Doğuşu, İstanbul, 200 (Çeviren: Fatmagül Berktay)

Gabor Agoston, Osmanlı’da Savaş ve Serhad, Timaş Yayınları, 2013

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir