Genel

“İslam’ın daha önce görmediği korkunçlukta bir canavar” ‘Cihansız’ Gurlu savaşçı Alâeddin Hüseyin

Afganistan’ın ilk Müslüman Türk devleti olan ve adını baş şehirleri Gazne’den alan Gazneliler her ne kadar 1040 yılında Büyük Selçuklu Devleti ile yapılan Dandanakan savaşında zayıflayacak olsalar da hanedanlarının sonu ve kesin olarak yıkılışları bugünkü Afganistan’ın Gor bölgesinde yaşayan dağlı halk Gurlular tarafından olacaktı.

Oldukça acı verici ve hanedanın soyunun tamamen kurutulmasıyla sonuçlanacak bu olayı tarihçileri Ortaçağ’ın en acımasız katliamlarından biri olarak yorumlamışlardır. Daha da ilginci Gazneli kanına son verecek olan bu ayaklanma küçücük bir isyan ile başlayacaktı. Sinek vızıldısı gibi rahatsız edici ayaklanmayı Gazneliler oldukça kolay bastıracaklardı ancak bataklığı kurutamadıkları için daha büyük saldırılarla karşı karşııya kalacaklarını da göz ardı etmişlerdi…

İlk ateş

1148’de Gaznelilerin vasalı konumunda yaşayan Gurlular, dağlardan şehirlere inerek Gazne’nin 7. ve son resmî hükümdarı Behram Şah’a karşı isyan başlattılar.

Behram Şah, Gurluların bu isyanını çok da zorlanmayarak bastırdı, esir ettiği Gurlu liderini de işkenceden geçirdikten sonra kafasını kesti ve Gurluların yaşadığı dağlık bölgeye gönderdi.

Alâeddin Hüseyin adında son derece iyi bir kurmay aklına sahip bir İranlı, liderlerinin işkence ile öldürülerek halkının önünde küçük düşürülmesini sindiremedi.  Gazne sultanlığını yıkmak için and eden bu yanık tenli İranlı, kısa sürede yanına ülkenin dört bir yanından topladığı bir kalabalık ile Gazne şehrine sefere çıktı.

“Cuma ya da Cam” Minaresi. UNESCO’nun tarihi miras listesindeki bu görkemli yapı Gurlulardan günümüze kalmış nadir eserlerdendir. Başkentlerini simgeleyen bu yapı kazanılan bir zafer sonrası dikildiği tahmin edilmektedir

Alâeddin’in ordusunda kuşatma silahı yoktu ancak bu barbar sürüsünden ürken Behram Şah başkenti savaşmadan teslim etti.  Alâeddin’in ordusu Gazne şehrinde korkunç kıyımlar gerçekleştirdi.

Kadınlara tecavüz edildi, şehirdeki tüm erkekler, çocuklar da dahil öldürüldü.  Camiler, saraylar, köşkler, evler, imarethaneler tamamen yakıldı. Sovyet doğu bilimcilerden Wilhelm Barthold yangının 1 hafta sürdüğünü ve Alêaddin’in bu büyük kıyımdan sonra “Cihansız” lakabını aldığını söylemektedir.

Alâeddin ve ordusunun öfkesini Gazne’deki katliam dindirmemişti. Ordu 37 yıl sürecek bir serüvenin peşine düştü. Hindistan’a sığınan Behram Şah yıllarca arandı. 1150 ile 1187 yılları arasındaki 37 yılı kapsayan bu zaman süresince Behram Şah, Gurlu ordusundan sürekli kaçtı.

Gurlular, Gaznelilerin çekildiği her yere kendi halklarını yerleştirdi. Gazneli gördükleri tüm unsurları da katlettiler.

Behram Şah nihayet 1187 yılında Gurlularca boşaltılan yıkık başkentine geri döndü. Tarihçiler “hazin manzaraya vicdanın ve kalbinin dayanamadığı, muhtemelen kalp sektesinden öldüğü yorumunu yapmaktadırlar.

Yerine geçen oğlu Hüsrev Şah da çok yaşamadı 1160’ta öldü. Behram Şah’ın torunu Hüsrev Melik bir süre daha devleti ayakta tutma mücadelesi verse de 1186’da Gurlularca öldürüldü. Böylece Kabil, Belh, Kandahar’dan Hindkuş dağlarına kadar uzanan Gazneliler tarihin derin sayfalarındaki yerini aldılar…

Kaynakça:

Jean Paul Roux, Türklerin Tarihi, Kabalcı Yayınevi, Nisan 2008
Wilhelm Barthold, Gazneliler, İslâm Ansiklopedisi, IV, MEB, İstanbul 1964
Erdoğan Merçil, Gazneliler Devleti Tarihi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2007

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir