Genel

Orgeneral Kazım Orbay’ın Büyük Taarruz’da Atatürk’le ilgili hatırası

2’nci Genelkurmay Başkanı, İstiklal Savaşı Komutanı Orgeneral Kazım Orbay

Kurtuluş Savaşı komutanlarından Üçüncü Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay‘ın ölüm yıldönümünde (3 Haziran 1964), Büyük Taarruz‘da Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ilişkin bir anısını paylaşmak istedik.  İlk kez Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi‘nce 1984 yılında kamuoyu ile paylaşılan çok değerli hatıraları biz askerî yönden inceleyeceğiz. 1984 yılında I. Cilt 2. Sayı‘da “Atatürk’e Ait İki Hatıra” adıyla paylaşılan makalede Orbay’ın özgün el yazılarıyla yazmış olduğu hatıralara da yer verildi.

Orbay’ın “En aziz iki hatıram” olarak bahsettiği anılarını gençler için kaleme aldığı ve ulusal bilinç oluşturma amacıyla  paylaşmak istediğinin de altını çizmemiz gerekiyor.

Orbay’ın kaleminden Büyük Taarruz’da Atatürk’le ilgili anısı şöyle:

“Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ne 3. Kafkas Tümeni Komutanı Albay olarak katılmıştım. Bu savaşın kesin zaferle sonuca ulaştığı 30 Ağustos günü akşamına yakın saatlerde, tümenin kahraman II. Alayı birlikleri batıdan, Kızıltaş deresi yönünde sardıkları Yunan ordusunun iki tümen komutanı ile çeşitli rütbelerde 75 komutanını ve 2 bin erini ilk olarak esir aldılar. 31 Ağustos günü, 3. Kafkas Tümeni, Başkomutan’ın (Mareşal Mustafa Kemal Paşa) emrettiği ilk hedef Akdeniz’e doğru hızla ilerliyordu. Esirleri, yol üzerinde, Dumlupınar’da bulunan Başkomutanlık Karargâhı’na teslime hazırlanıyordu. Bunu öğrenen Atatürk, benim iki tümen komutanını kendilerine getirmemi emretmişler. Ben iki Yunanlı komutana, kimlerin yanına gideceğimizi söylemeden beraber gelmelerini bildirdim. Köyün bir evinin avlusunda büyük bir masanın etrafında, ortada Başkomutanımız iki tarafında Genelkurmay Başkanı’mız ile Garp Cephesi Komutanımız oturmuşlardı. Başkomutanımız tam karşısında bana ve sağımda biri general biri albay olan Yunanlı komutanlara yer gösterdi. Atatürk çok nazik ve asil tavrı ile, güler yüzü ile Türkçe sorularına başladı; bunları Fransızca’ya çeviriyordum. Bir iki çok önemli ve Yunan Başkomutan Vekili Karargâhı hakkındaki sorular üzerine general olan Yunan komutanı, kimin önünde bulunduklarını anlamak istedi. Atatürk bu soruya, şahsında toplanmış Türk gücüne yakışır gür bir sesle ve Fransızca, “Mareşal Mustafa Kemal” cevabını verdi.

Kendi başkomutanlarının, Yunan ordusunun tâli’ini tayin eden en kesin neticeli meydan muharebesi günlerinde Atina’da olduğunu bilirken, muzaffer Türk Başkomutanı’nın Akdeniz hedefine, orduları önünde yürüdüğünü görmenin ve mahrum kalıp özledikleri bir Başkomutanlarını Atatürk’te bulmuş olmanın heyecan, hayret ve hayranlığı içinde kalan Yunan komutanları, bir anda elektriklenmiş gibi ayağa kalktılar ve askerliklerinin en itinalı ve saygılı hazır ol durumları ile Gazi Başkomutanımızı selamladılar ve Atatürk kendilerine izin verinceye kadar kıpırdamadan, durumlarını değiştirmediler.

Bu hatıra, Gazi’nin idaresi altında çarpışarak kesin zafere ulaşan Türk ordusunun bir tümen komutanı olarak benliğimi saran gurur ve bahtılılık içinde duyduğum heyecanı, aradan hemen tam 40 yıl geçmişken, içimde o günkü gibi duyarım.”

Metnin orjinal vesikaları:

1.Sayfa

2. sayfa

3. sayfa

4. sayfa

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir