Genel

Türk ordusunun saygınlığını kazandığı savaş; 1897 Osmanlı-Yunan Harbi

Harp öncesi genel durum

Yunanistan, 1878 Türk-Rus Harbi neticesinde Berlin’de düzenlenen konferansta imzalanan barış antlaşmasından memnun kalmayan tarafların başında geliyordu.

Yunanistan’ın en büyük destekçilerinden olan İngiltere, Osmanlı topraklarındaki Rum çeteleri destekliyor, onlara silah ve cephane yardımında bulunuyordu. İngiltere’nin silahlandırdığı Rum çeteler özellikle Epir bölgesinde ayaklanmalar çıkararak, oradaki Türk nüfusa yönelik baskı yapma gayreti içerisindeydi. Türklerin dışında bölgede Arnavutlar ve Yahudiler de çoğunluktaydı. Epir’de hak iddia eden Delyanis hükümeti (Deli Yani) merkezi Yanya olan bölgede silahlanan Yunanları destekleyerek, Yunan olmayan tüm milletlerin bu bölgeden ‘sürülmesini’ amaçlıyordu.

Delyanis hükümetinin bir diğer önem verdiği yer Megali İdea olarak gördükleri Girit adasıydı. Babıâli’nin vali olarak gönderdiği Alexandr Karatodori Paşa’yı adalı Müslüman halk tepkiyle karşıladı. Giritli Müslümanlar, Fener’in nüfuzlu ailelerinden gelen ve başarılı bir diplomat olan Karatodori Paşa’nın tavrından rahatsızlardı. Ali Fuat Türkgeldi, Mesâl-i Mühimme-i Siyâsiyye’de adalı Müslümanların gönderilen valinin Hristiyan olmasının kendilerine hakaret saydıklarını aktarmaktadır. Adada başlayan Müslüman-Rum gerginliği kısa sürede iki tarafın çatışmasına dönüştü.

İlk ateş Yunan tarafından

Osmanlı Devleti’nin Anadolu’da Ermeni sorunu ile uğraştığı bir dönemde fırsattan istifade eden Yunanistan, Epitropi Cemiyeti tarafından adadaki azınlıkların isyanına da destek amacıyla 15 Şubat 1897’de Miralay Vassos komutasındaki bir Yunan birliğini adanın Hanya bölgesine çıkardı. Bu duruma tepki gösteren Osmanlı Devleti, Fransa ile İngiltere’den duruma müdahalede bulunmalarını talep etti. 21 Mart 1897’de ada İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalyan donanmalarınca abluka altına alındı.

Müşir Ethem Paşa ve karargâh subaylarıyla birlikte / Dömeke 1897 (Fotoğraf: İstanbul Atatürk Kitaplığı Arşivi, Fahrettin (Türkkan) Paşa Koleksiyonu

Adanın kuşatma altına alındığı bu dönemde İngiltere bir yandan da II. Abdülhamit’e Girit sorununun uluslararası bir kongreyle çözülmesi yönünde baskı yapıyordu. Avrupa ve özellikle de İngiltere politikası konusunda kurt olan padişah, Londra’yı oyalarken Müşir Ethem Paşa’ya da orduyu harbe hazırlıklı durumuna getirmesini söyledi. (Bu arada Abdülaziz döneminde geliştirilen donanma ne yazık ki II. Abdülhamit döneminde yeterince ilgiye mazhar olmamıştı. Abdülaziz döneminde Bahriye’ye ayrılan bütçe, Abdülhamit döneminde oldukça kısıtlandı. Donanma, Haliç’te kapalı tutuldu. Osmanlı Devleti, Girit müdahalesinde donanmanın yoksunluğunu oldukça hissetti. Stratejik olarak iyi hareket etmesini bilen bir padişahın donanmaya karşı bu tutumu tarihçiler arasında da halen tartışılmaktadır)

Yabancı güçlerin ablukasına rağmen Yunan birlikleri adayı zapt ettiklerini ilan ederek, Hanya kalesini topa tuttu ve adadaki Türklere yönelik saldırılar başlattı. Girit’i kuşatan donanmanın liderliğini de üstlenen İtalyan amiral Amoretti, adadaki Yunan askerlerine yönelik ateş başlattı. Avrupalı devletlerin desteğini bulamayan Atina, stratejik tutumunda değişikliğe gitmek zorunda kaldı.

Yunanistan’ın kara saldırısı başlatıyor; Kırçova ve Menekşe muharebeleri

Girit’i zapt edemeyeceğini anlayan Atina, Osmanlı Devleti’nden toprak alabilmek amacıyla 17 Nisan 1897 tarihinde Elassona (Alsonya) sınırını geçerek Kırçova ve Menekşe tepelerine taarruza geçti. Buradaki Osmanlı karakollarını da ele geçiren Yunanlar, Babıâli’ye savaş dışında başka seçenek bırakmıyordu.

Sınır çatışmalarının yaşandığı bu süreçte cepheye Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa ile Von der Goltz Paşa’nın tercümanı Abdullah Paşa gönderildi. Başkumandan Vekili Ali Rıza Paşa da Müşir Ethem Paşa’ya karşı taarruza geçmesi emrini verdi. Harbe hazır olan Osmanlı ordusunda, başkumandanlığa gelen Müşir Ethem Paşa, taarruzda komutayı teslim ettiği Abdülezel Paşa’nın üstün kabiliyeti, subayların ve askerîn dirayeti sayesinde Yunan birlikleri 30 saatte Menekşe, Kırçova tepelerinden Yenişehir’e kadar itildi. Üç koldan taarruza geçen Türk birlikleri, 24 Nisan sabahı Tırnova’ya girdi.

Çatalca muharebesi

Geri çekilen Yunan birlikleri henüz dağıtılamamış ve bozulmamışlardı. 5. Tümen Komutanı Hakkı Paşa kumandanlığında Türk birlikleri Velestin tepelerindeki Yunan birliklerine süngü hücumu gerçekleştirerek, Yunanları bu bölgeden de atmayı başardı. Yunanistan’ın cephedeki birlikleri komuta eden Prens veliaht Konstantin, 9 Mayıs’taki şiddetli Türk taarruzunu karşılayamayarak ordusunu Tırhala’ya doğru kayırdı. Takibi sürdüren Türk kuvvetleri Çatalca zaferinden sonra 12 Mayıs’ta da Tırhala’ya girdi. Ricata devam eden Yunanlar Dömeke’de mevzilendiler.

Müşir Ethem Paşa ve kurmaylarının olduğu bir başka fotoğraf. Fahrettin Türkkan’ın özel arşivinde yer alan bu fotoğraf, İstanbul Taksim’deki Atatürk Kitaplığı’nda muhafaza edilmektedir. (Dömeke 1897)

Dömeke muharebesi

Stratejik tepelerin ortasında bir ova şeklinde duran Yunan ordusuna yönelik taarruzu Müşir Ethem Paşa yönetti. Kesin sonuç almak isteyen Türk ordusu, ele geçirdiği stratejik tepelere yerleştirdiği topçu birliklerinden yapılan isabetli atışlar sayesinde Yunan ordusunu hayli sıkıştırdı. 17 Mayıs gecesi Prens, ordugâhını toplayarak gece harp alanından Lamya ovasına, oradan da Atina’ya doğru çekildi.

Türk ordusu ertesi gün Dömeke’ye girdiğinde Atina da İngiltere, Fransa, İtalya ve Rusya’dan yardım isteyerek duruma müdahil olmalarını sağladı.

Yunan Harbini kazanan Türk komuta kademesi. Ön Sıra soldan sağa: Mahmut Paşa, Haydar Paşa (4’ncü Tümen Komutanı), Hayri Paşa (1’nci Tümen Komutanı), Ömer Rüştü Paşa (Alasonya Ordu Kur. Bşk.), Müşir Ethem Paşa (Alasonya Ordu K.), Neşet Paşa (2 nci Tümen K.), Hamdi Paşa, Rıza Paşa (Ordu Top. K.), Hasan Paşa.( 6 ncı Tümen 1 nci Tugay K.)

Türk ordularının peş peşe saldırıları karşısında zor durumda kalan Yunanlar da Dömeke’de dağılan ordunun da direnci tükenme noktasındaydı.  Dağılmış Yunan ordularından dolayı Atina yolu da Osmanlı ordusuna açıktı. Bu durumun farkında olan İngiltere, Türklerin kazanç elde etmemeleri için Fransa ve İtalya ile birlikte Babıâli’ye ateşkes için baskı yapıyordu. İstanbul, savaş tazminatı olarak on milyon altın ve Teselya ile Narda’nın devlete iadesini şart koydu2. 

Rus Çarı II. Nikola’nın, II. Abdülhamit’e “daha fazla kan dökülmemesi” ricası üzerine, Müşir Ethem Paşa 19 Mayıs 1897’de Yunan heyetini mütarekeyi görüşmek için kabul etti.

Mütarekede Türk tarafı, Yunanlara hudutların savaştan önceki haliyle kalması şartını iletti. 20 Mayıs’ta imzalanan protokolde Yunan tarafının Türk tarafına 4 milyon lira değerinde altını savaş tazminatı olarak ödemesi kabul edildi.

1897 Türk-Yunan harbinin barış antlaşmasının kesin olarak imzalanması 4 Aralık 1897’ye kadar sarkacaktı. Bunun nedeni de İngiltere, Fransa, İtalya, Rusya gibi devletlerin Girit ve Yunanistan üzerindeki plan ve çıkarlarının farklı olması ve bir türlü anlaşmaya varamamalarıydı.

18 Eylül 1897’de İstanbul’daki yabancı büyükelçiler toplantısında alınan kararlar aralık ayında imza edildi. Kesin barış neticesinde Osmanlı ordusu Teselya’dan çekildi. Her iki taraf için de harpten önceki sınırlar kabul edildi. 18 Aralık 1897’de Osmanlı Devleti ile Fransa, İngiltere, Rusya ve İtalya arasında imzalanan antlaşma, Girit’in fiili olarak kaybını temsil ediyordu.

Osmanlı Devleti, Yunan harbini kazanmasına rağmen, neredeyse savaş tazminatı dışında elle tutulur bir başarı elde edemedi. Büyük devletlerin araya girmesi, Girit’in statüsel olarak fiili kaybı, Teselya’nın süngü gücüyle alınıp barıştan sonra terk edilmesi ordu ve bazı genç kurmaylarda travmaya sebep oldu.3* (Girit daha sonra ilk fırsatta Yunanlarca işgal edilecekti)

1897 Türk-Yunan harbinin bizce en önemli sonuçlarından biri, 1877-78 Rus harbinde savaşma gücü ve azmini kaybetmiş olarak görülen Türk ordusunun, saygınlığını yeniden kazanmasına vesile olmasıdır. Kurmay Binbaşı Ahmet İzzet Paşa, Yüzbaşı Rıza Bey gibi genç kurmayların parladığı bu savaşta Türk ordusu, savaşma azmini yitirmediğini kanıtlamış oldu.

Dipnotlar:  

2 Metin Ayışığı, Mareşal Ahmet İzzet Paşa, Sayfa 15

Kaynakça:

Genelkurmay ATASE Başkanlığı 1897 Türk-Yunan Harbi, Ankara, 1982
Tevfik Abdi, Devlet-i Aliyye ve Yunan Muharebesi hakkında Müdavele-i Efkâr, İstan­bul
HACI MÎHALİDİŞ; 1897 Osmanlı-Yunan Harbi, Gnkur. Bşk. ligi, 1928, Tercüme.
Nükhet Adıyeke, Osmanlı Kaynaklarına Göre Türk Yunan İlişkilerinde Girit Sorunu 1896, Ankara
Metin Ayışığı, Mareşal Ahmet İzzet Paşa, Türk Tarih Kurumu Yayınları
Yusuf Hikmet Bayır, Türk Inkilâp Tarihi, Cilt 1, Ankara TTK, 1983
Ali Fuat Türkgeldi, Mesâl-i Mühimme-i Siyâsiye, Cilt 3, Türk Tarih Kurumu Yayınları
Ahmet İzzet Paşa, Feryadım I, II, Nehir Yayınları, İstanbul, 1992 (Hazırlayan oğlu İzzet Furgaç)
Akdes Nimet Kurat, Türkiye ve Rusya, Kültür Bakanlığı, Ankara, 1990
Kurmay Yarbay M. Nihat, 1897 Osmanlı-Yunan Seferinde Tesalya Harekâtı, İstanbul, Harp Akademileri, 1926

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir