Genel

Yüzüncü yılında Millî Mücadele; Doğu Cephesi Harekâtı

Eylül-Kasım 1920 evrelerini kapsayan, Doğu Cephesi Komutanı General Kazım Karebekir‘in komutasında, Meclis Başkanı Mustafa Kemal‘in siyasi ve stratejik idaresinde, bağımsız Ermenistan devleti kurmak isteyen Ermenilere karşı gerçekleştirilen Doğu harekâtı, Ankara hükümetine hem meşruluk kazandırması hem de Millî Mücadele’de Türk halkının kendi kaderini tayin etmesinin ilk kanıtı olma özelliğini taşımasından dolayı oldukça önemlidir.

Doğu Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir Paşa
Doğu Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir Paşa

Operasyonun nihai amacı, 1877-78 Rus Harbi’nde kaybedilen Sarıkamış-Kars bölgesini Misak-ı Millî kapsamında geri kazanmaktı.

Mustafa Kemal, Mayıs 1920’de Lenin’e gönderdiği mektupta, Çarlık Rusya’sı yıkıldıktan sonra Kafkasya’da ortaya çıkan boşluğun iki devlet arasında paylaştırılmasını teklif etmişti. Mustafa Kemal’in teklifine göre, Gürcistan ve Azerbeycan Sovyetlere bırakılacaktı. Mustafa Kemal’in mektubunda Sovyet tarafını soğutan, dikkat çekici bir yan da vardı. Ankara, Doğu Anadolu’da Bağımsız Ermenistan devleti çalışmalarına izin verilmeyeceğini, Millî ordunun Ermenistan’a karşı bir askerî harekat yapabileceğinin de sinyali veriliyordu. (1)

Rusya ile Türkiye’nin kara yolu kapalı olduğu için oldukça zor şartla altında deniz yolu ile 11 Mayıs 1920’de yola koyulan Türk heyeti, 19 Temmuz 1920’de Moskova’ya varabilmişti. Türk heyetini Ankara hükümeti adına Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey, İktisat Bakanı Yusuf Kemal Bey‘den oluşan bir heyet temsil ediyordu. Heyet, Moskova’ya vardığında pek de sıcak karşılanmadıklarını Mustafa Kemal Paşa’ya yazılı olarak bildirmişti.

Sovyetler, Türk heyetine Wilson prensiplerini ve Doğu Trakya‘yı hatırlatarak self determinasyon ilkesinden bahsediyordu. Dahası da Anadolu’da Van, Bitlis, Sarıkamış ve Kars’ı kaplayan geniş bir alanda Ermenistan’a toprak verilmesi gerektiğini bildiriyorlardı.

Görüldüğü gibi iki taraf arasında büyük bakış açısı farkları bulunuyor. Sovyetler’in oldukça ağırdan aldığı yardım ve Ermenistan meselesine bakışlarına en sert tepki gösteren Doğu Cephesi Komutanı General Kâzım Karabekir Paşa‘ydı. (2)

Karabekir Paşa, Ermenilerin faaliyetlerini Ankara’ya bildirerek, askerî harekât için izin istiyordu. Sovyetlerle olan tansiyonu yükseltmemek için uzun süre sabat eden Mustafa Kemal Paşa‘nın sabrı, 24 Eylül 1920’de Bardiz’e yapılan Ermeni saldırısı sonucu son raddeye geldi.

Sovyetlere haber vermeksizin başlayan operasyon, yıldırım hızı prensibiyle 28 Eylül sabaha karşı Türk ordusunun taarruzuyla başladı. Herhangi bir direnişle karşılaşmayan Türk ordusu, 29 Eylül’de Sarıkamış’ı zapt etti. Bu esnada Mustafa Kemal Atatürk’çe, Nutuk‘ta üstü kapalı şekilde belirtildiği üzere ordunun ilerleyişi durduruldu. (3) Atatürk’ün 1927 yılında Nutuk’ta anlatmayı uygun bulmamasının sebebi de dönemin şartlarını düşünürsek gayet açıktır. Mustafa Kemal, Ankara ile Moskova arasında herhangi bir gerginlik olmasını istememektedir.

Sovyetlerin operasyon karşısında yumuşak bir tavır göstermeleri üzerine Mustafa Kemal, orduya 28 Ekim’de Kars üzerine yürümesini emretti. Herhangi bir direnişle karşılaşmayan Türk ordusu 30 Ekim’de Kars’ı teslim aldı. İleri harekâta devam eden Türk ordusu 7 Kasım’da Gümrü’yü işgal etti.

Ermeniler, Türk ordusunun ilerleyişi karşısında 6 Kasım’da Ankara’dan barış müzakereleri talebinde bulundu. 26 Kasım’da başlayan görüşmeler 2-3 Aralık Gümrü Anlaşması ile neticelendi.

Millî Mücadele döneminde Ankara hükümetinin yabancı bir devletle akdettiği ilk anlaşma olan Gümrü muahedesi ile, 1877-78 Osmanlı-Rus harbinde kaybedilen tüm topraklar, Ankara hükümetine iade edildi.

Gümrü Anlaşması imza edildiği tarihlerde Mustafa Kemal Paşa, Batı Cephesi’nde denetimdeydi. Fotoğraf, 4 Aralık 1920 Eskişehir ziyaretinden

Operasyon karşısında Rus tepkileri

Türk ordusunun yıldırım prensibine dayalı taarruzuyla Ermenistan’a yönelik elde ettiği başarılar, Moskova’da hayli sıkıntılı karşılandı. Sovyetler, Türkler ile Ermeniler arasında sınır hakemliği yapmak istedikleri konusundaki mülahazalarını, Ankara’daki elçileri aracılığıyla Mustafa Kemal’e bildirmişlerdi. Ayrıca bu dönemde (Kasım 1920) Türklerin Ermenilere yönelik ileri harekâtlarını da durdurmalarını istediler.

Ankara ile Moskova arasında siyasi olarak bu gelişmeler yaşanırken, Kızıl Ordu unsurları Ermenistan’ın başkenti Erivan’da Taşnak hükümetini içerideki istihbarat elemanları sayesinde devirerek, Ermenistan üzerinde tek söz sahibi konuma geldiler. Erivan’daki hükümet, 5 komünist üye ile Taşnak’tan iki üyeli bir askerî ihtilal komitesine devredildi. Her ne kadar yeni kurulan Bolşevik hükümet Gümrü anlaşmasını kabul etmediğini ifade etse de, kaybedilen toprakları geri almak için bir harekât yapmadığı gibi, Mart 1921’de imza edilen Moskova Anlaşması ile Gümrü’de imzalanan barış anlaşmasını fiilen tasdik etmiş oldu.

Darbeden altı gün önce Mustafa Kemal’in Lenin’e “Nezaket” mektubu

Bolşevizm üzerine 5 ciltlik The Bolshevik Revolution adlı eserinde İngiliz tarihçi Edward Hallett Carr, Mustafa Kemal’in Lenin’e gönderdiği bir mektuba dikkat çekmiştir. Carr’a göre bu mektup, Türklerle olan toprak anlaşmazlığı konusunda Lenin’in yumuşamasını sağlamıştır. (Carr, 295-296)

Mustafa Kemal’in dostane ve büyük nezaket içinde yazılmış mektubu, Sovyetlere “ideolojik işbirliği” vaat ediyordu. Mustafa Kemal’in, “Sovyetler Birliği’nin Avrupa emekçileri nezdinde sahip olduğu moral itibara ve İslam dünyasının Türk milletine beslediği sevgiye dayanan ittifakımız, şimdiye kadar kitlelerin cehalet ve hareketsizliğinden faydalanarak iktidarda bulunan Batı emperyalistleri aleyhinde, söz konusu kitleleri birleştirecektir” sözlerini içeren telgrafı Carr’a göre son derece zekice kaleme alınmıştı ve Sovyetlere bir ittifak önerisiydi. (Okyar, 82)

Operasyonun sonuçları

Milli Mısak-ı gerçekleştirmek, ülkenin bulunduğu menfur durumdan kurtarılması amacıykla kurulan Millet Meclisi, başarıya ulaşan Doğu Cephesi harekâtıyla Kars-Sarıkamış bölgesini kesin olarak millî sınırlara dahil etmiştir. Meclis, Artvin-Ardahan meselesini unutmamış, bu meseleyi zamanın akışına bırakarak, sonucu beklemiştir. (Hatırlanacağı üzerine, Artvin-Ardahan Şubat 1921’de Sovyetlerle müzakerelerine başlanan ve 18 Mart 1921’de imza edilen Moskova Anlaşması ile neticelenmişti.

Millet Meclisi’nin doğu sorununu Aralık 1920 ile Mart 1921 arasında çözüme kavuşturması, Batı Cephesi’ne ağırlık verilmesini sağlamıştır. Ayrıca Ankara hükümetinin Avrupa gözündeki ağırlığı da artmıştır. 1921 yılının Ocak ayında tertip edilen Londra Konferansı’na İstanbul hükümetinin yanında Ankara hükümetinin çağrılmasının bir sebebi de başarıyla sonuçlanan Doğu Harekâtıdır.

Dipnotlar ve yazıda yararlanılan kaynaklar:

(1) Mustafa Kemal’in Lenin’e yazdığı mektubun tam metni için, E.H.Carr‘ın The Bolshevik Revolution çalışmasının 295. sayfasına bakılabilir. Ayrıca Türk tarafı ile Sovyetler arasındaki diplomatik ilişkiler için şu kaynaklara bakılabilir. Fethi Tevetoğlu, Türkiye’de Sosyalist ve Komünist Faaliyetler, Ankara, 1960; Kâmran Gürün, Türk-Sovyet İlişkileri, TTK Yayınları (2 cilt); Yusuf Kemal Tengirşenk, Vatan Hizmetinde, Kültür Bakanlığı Yayınları, 1981, Ankara;

(2) Kazım Karabekir, İstiklal Harbimiz, Yapı Kredi Yayınları

(3) Türk ordusunun ileri harekâtının durdurulmasına ilişkin olarak, Osman Okyar’ın Milli Mücadele Dönemi Türk-Sovyet İlişkilerinde Mustafa Kemal kitabında söyledikleri önemlidir. Okyar, ordunun durdurulmasının sebebini, operasyon karşısında Sovyet tepkisini ölçmek ve değerlendirmek geldiğini söylemiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir